Engel

Sufi’ye sormuşlar:
“Sana yol gösteren kimdi?”
Sufi cevap vermiş: “Bir köpek…
Bir gün, suyun kenarında susuzluktan ölmek üzere bir halde duran bir köpek gördüm. Ne zaman su içmeye çalışsa kendi yansımasından ürküp geriye sıçrıyor, çünkü karşısında başka bir köpek olduğunu sanıyordu.
Nihayet susuzluğu öyle dayanılmaz bir hal aldı ki, köpek bütün korkusunu bir kenara itip suya atladı.
O anda ulaşmak istediği şeyle arasındaki engelin de dağılıp gittiğini gördü ve anladı ki, engel kendisinden başkası değildi.”

ALINTIBA38483B-1BAF-4171-8CA2-5A7660C53886.jpeg

‘Sevgiyle, nefesle düşle kendi mucizeni’

F165EB5C-E8C5-45DC-830B-EB8F12C64CB3

“Hepimizin içinde, ortaya çıkmak için belirli koşulları bekleyen gizlenmiş mucizeler vardır” der Charles Dickens.

Mucize saydıklarımız, bazen hiç ummadığımız anda girer yaşamımıza. Üstelikte tesadüf olamayacak kadar özel ve sıradışı bir gerçeklikle.

Hayat baktığımızda zaten tesadüflere yer bırakmayacak kadar muhteşem bir organizma değil midir. Mucize ya da kabus saydıklarımız, niyet ya düşlerimize, hislerimizin, zihnimizin oluşturduklarına karşılık gelen geri bildirimlerdir biraz da.

Asıl ve en büyük mucizenin ise kendimiz olduğumuzu hatırlamalıyız. Milyonlarca hücre arasından zaferlenerek yaşamda nefesle var oluşumuzu başka nasıl açıklayabiliriz ki.
Bireysel uyanışın temeli belki de hepimize doğuştan bahşedilen tüm yaşamsal mucizeleri hatırlamaktan ve öz kabulden geçiyordur.

Sevgi, niyet, iradenin, özümüzde olduğunu bilmek minnetin kimyasıyla yeni mucizeleri kucaklayacak anların da farkındalık bilincini taşıyacaktır bizlere ve bütünlüğe…

Evren’den✍🏻

Düşüncelerin neyse hayatın da odur

İyi ol fakat çok iyi olma.
Birazcık huysuz ol fakat çok değil.
İçinden geliyorsa dua et.
Eğer sana rahatlık veriyorsa arada bir küfür de et.
Etrafındakilere mümkün olduğunca dostça davran, müşfik ol.
Eğer bir gün kötü davranmanı gerektirecek bir durum karşısında kalırsan;
bağır, çağır, kır, dök ve unut!
Her zaman ve her yerde eline geçen bütün saadeti yakala,
en ufak bir parçanın bile kaçmasına izin verme.
Yaşa, herşeyden önce !yaşa ve sırf tesadüfen bu dünyaya gelmiş olduğun
için, laf olsun diye günlerini geçirme.
Eğer gerçek aşkı tanıyacak kadar şanslıysan;
bütün kalbin, ruhun ve bedeninle sev!
Hayatını o şekilde yaşa ki;
her an kendi elini sıkabilesin ve her gün faydalı olan,
hiç olmazsa bir şey yap ki;
gecelerin yaklaşırken örtüleri üzerine çekip kendi kendine
“Ben elimden geleni yaptım” diyebilesin.
Düşüncelerin neyse hayatında odur.
Hayatın gidişini değiştirmek istiyorsan düşüncelerini değiştir.

W. SHAKSPEARE43C400AF-8243-41AD-B075-BB909CF6A7DF

Mavi

C44CBC20-6B78-43DF-9C5D-A1E22278A2F1– Deniziniz çok güzelmiş hanımefendi
– Kendim diktim. Teşekkür ederim.
– Terzi misiniz acaba?
– Hayır. Ben maviyim.
– Memnun oldum. Ben de sessizlik
– Bir sessizliğe göre fazla konuşkansınız.
– Susmaya değecek birşeyler elbet bulur insan. Ama konuşmaya değecek güzellik her zaman bulunmuyor.🌊

Dünya kız çocukları günü kutlu olsun

11 Ekim Dünya Kız Çocukları günü için en çok uğraşan ülkelerden biriside Türkiye’dir. Türkiye, Kanada ve Peru tarafından yapılan girişimler sonucunda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 11 Ekim tarihinde kabul edilen “Dünya Kız Çocukları Günü”, dünya genelinde kız çocuklarının haklarının korunması ve ayrımcılığın önüne geçilmesi için ilan edilmiştir.40C18241-8EF9-4973-98E1-BD5F8770AC71.jpeg

zorla güzellik olur mu?

Konfüçyus, bazı insanlara bir şey öğretmenin en iyi yolunun bunu örneklerle göstermek olduğunu biliyordu. Bu yüzden sınıfın tam karşısına geçti. Eline bir vazo aldı, tüm öğrencilerin görebileceği şekilde vazoyu havada tuttu. Diğer elinde bir elma vardı. Öğrencilerin meraklı bakışları arasında, elmayı vazonun içinde bıraktıktan sonra, vazoyu yere koydu ve şöyle dedi: “Elmayı vazodan çıkarmayı başaran öğrenci, elmayı yiyebilir.” Çocuklardan biri açıkmıştı, ilk o davrandı ve elini vazonun dar ağzından içeri soktu. Elmayı yakaladı, çıkarmaya çalışıyor, ama başaramıyordu.
“Elimi çıkaramıyorum!”
Konfüçyus,
“Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmediğin sürece, elini çıkarman mümkün olmayacaktır,” dedi. Çocuk elmayı elinden bırakmak istemiyordu; ama sonunda zorunlu olarak bıraktı. Elini vazodan çıkardığında, yüzünde şaşkınlık okunuyordu. Elmanın vazodan nasıl çıkarılabileceği konusunda sizin bir fikriniz var mı? Konfüçyus, vazoyu yerden alıp ters çevirdi. Elma vazonun içinden yuvarlanıp avucunun içine düştü. Çocukların hepsi gülmeye başladı. Aslında o kadar basit bir şeydi ki bu!
Konfüçyus, “Fakat bu, göründüğü kadar basit değil,” dedi. Elmayı havada tutuyordu konuşurken. “Bazen bir şeyi gerektiğinde bırakabilmek, zor bir iştir. Onu bırakabilmek de bir beceridir. Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda, ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız. Eğer yanlış bir şey yapıyorsanız, o zaman buna son vermelisiniz. Eğer kendinize ve başkalarına karşı dürüst davranmıyorsanız, bu hilekarlığı hemen durdurmalısınız. 16FC638A-88FD-423C-95CC-444B29DBA981

Zorla güzellik olmaz

Konfüçyus, bazı insanlara bir şey öğretmenin en iyi yolunun bunu örneklerle göstermek olduğunu biliyordu. Bu yüzden sınıfın tam karşısına geçti. Eline bir vazo aldı, tüm öğrencilerin görebileceği şekilde vazoyu havada tuttu. Diğer elinde bir elma vardı. Öğrencilerin meraklı bakışları arasında, elmayı vazonun içinde bıraktıktan sonra, vazoyu yere koydu ve şöyle dedi: “Elmayı vazodan çıkarmayı başaran öğrenci, elmayı yiyebilir.” Çocuklardan biri açıkmıştı, ilk o davrandı ve elini vazonun dar ağzından içeri soktu. Elmayı yakaladı, çıkarmaya çalışıyor, ama başaramıyordu.
“Elimi çıkaramıyorum!”
Konfüçyus,
“Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmediğin sürece, elini çıkarman mümkün olmayacaktır,” dedi. Çocuk elmayı elinden bırakmak istemiyordu; ama sonunda zorunlu olarak bıraktı. Elini vazodan çıkardığında, yüzünde şaşkınlık okunuyordu. Elmanın vazodan nasıl çıkarılabileceği konusunda sizin bir fikriniz var mı? Konfüçyus, vazoyu yerden alıp ters çevirdi. Elma vazonun içinden yuvarlanıp avucunun içine düştü. Çocukların hepsi gülmeye başladı. Aslında o kadar basit bir şeydi ki bu!
Konfüçyus, “Fakat bu, göründüğü kadar basit değil,” dedi. Elmayı havada tutuyordu konuşurken. “Bazen bir şeyi gerektiğinde bırakabilmek, zor bir iştir. Onu bırakabilmek de bir beceridir. Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda, ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız. Eğer yanlış bir şey yapıyorsanız, o zaman buna son vermelisiniz. Eğer kendinize ve başkalarına karşı dürüst davranmıyorsanız, bu hilekarlığı hemen durdurmalısınız. 17D2A0D5-6CB2-421A-AC8A-2692F4C0DEBD

« Önceki Yazılar