Duygu Adası

A725ADCD-7049-41DC-86B7-3F819905EFDA
Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış; Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk da dahil… Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi, adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.
Aşk, adada kalan son duygu olmuş. Çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş. Ada neredeyse battığı zaman; Aşk, yardım istemeye karar vermiş.
Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde yakından geçmekteymiş. Aşk:
– Zenginlik! Beni de yanına alır mısın?
Zenginlik:
– Hayır, alamam! Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok!
Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir’i fark etmiş.
– Kibir, lütfen bana yardım et!
Kibir:
– Sana yardım edemem Aşk! Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedersin!
Üzüntü yakınlardaymış… Aşk ona da seslenmiş:
– Üzüntü, seninle geleyim…
– Of, Aşk! O kadar üzgünüm ki; yalnız kalmaya ihtiyacım var!
Mutluluk da oralardan geçmekteymiş ama o kadar mutluymuş ki Aşk’ın yardım çağrısını duymamış bile. Aşk, birden bir ses duymuş:
– Gel Aşk! Seni yanıma alacağım!
Bu Aşk’tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki kendini onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında; Aşk’a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi’ye sormuş:
– Bana yardım eden kimdi?
– O, Zaman’dı diye cevap vermiş Bilgi.
– Zaman mı? Neden bana yardım etti ki? diye sormuş Aşk.
Bilgi gülümsemiş:
– Çünkü sadece Zaman, Aşk’ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir!
Derler ki: “Güneşin doğduğu her ufukta umuda bir yolculuk vardır…”


Özgürlük

Bir adam ihanetten suçlu bulunmuş ve kurşuna dizilme cezasına mahkum edilmişti. Trampetler çalarken, adam ateş edecek mangadaki adamların yüzüne bakmıştı. Komutu verecek general sordu, ” Efendi, size bir seçim veriyoruz, kaderini kabul edebilir ve bu manganın kurşunları ile ölebilirsin ya da şuradaki siyah kapıdan içeri girebilirsin. ”

Adama düşünmesi için iki saat bırakılmıştı.

İki saat sonra adam, tekrar hapishanenin bahçesine geri getirildi, ateş mangasının önüne konuldu, elleri bağlandı ve gözleri bezle kapatıldı. Ve general tekrar sordu :

” Seçimin ne oldu ?”

Adam yanıtladı :

” Beni o siyah kapının arkasında ne beklediği konusunda hiçbir fikrim yok. Belki de çok daha korkunç bir şey olabilir. Hayır, ben kurşuna dizilmeyi tercih ediyorum.”

Komut verildi, silahlar patladı. Adam cansız olarak yere yığılıp kaldı.

Onlar hapishaneyi terkederken emir subayı generale döndü ve sordu :

” Efendim, o kapının arkasında ne vardı?”

Ve general umursamaz bir şekilde yanıtladı :

“Özgürlük ! “


Bazen susmak gerekir duymak için

“Sonsuza götüren bir denizin kıyısına varmıştım.
O zaman anladım ki, susmak bir cüsse işi… derin denizlerin işi.
Sığ suları en hafif rüzgârlar bile coşturabiliyor.
Derin denizleri ise ancak derin sevdalar..
Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her şey susuyor.
Anladım ki susan her şey derin ve heybetli.
Bazen, uzaklaşmak gerekir yakınlaşmak için…
Bazen, hatırlamak gerekir hatırlanmak için…
Bazen, ağlamak gerekir açılmak için…
Bazen, anmak gerekir anılmak için…
Bazen de susmak gerekir duymak için.”
Şems-İ Tebrizi8FF9E3AF-0B01-4360-B262-3DADE9EE1719.jpeg


Kuraklık

 

59556D1E-5630-40FF-9709-EA03BB59C092

KURAKLIK

İnsanlık gündemine düşen bombalar;

💣 Çocuk istismarları
💣 Kadın Cinayetleri
💣 Aile içi Şiddet
💣 Sokak Hayvanlarına acımasızca yapılan saldırılar
💣 Kirlilik ve Atıklarla gelen Doğa Cinayetleri
💣 Arkeolojik Cinayetler,
💣 Ekolojik Cinayetler,

💣 Sebebi meçhul, faili meçhul görülen saldırılar, eylemler, hastalıklar…

Ve şimdilerde gündeme her an düşen ateş, Ormanların can ve ciğerinden insanlığın ciğerine düşüyor; Güdümlü, güdümsüz (dejenere olan bir iradeye bağlı ve veya kara arzuya bağlı tahrip gücü fazla yüzlerce bomba….

Ve…
Geçen günlerdeki o yağan meteor yağmurları gibi düşmeye devam edecek zamansız zamanlara, derin uykudaki insanlığa… Kendini tekrarlayan ve aşamayan insanlığa!

Sevgi değil, kabus ekiyor, kuraklık biçiyoruz kendimize, tüm evrene !

Bereketle değil, yaşamsal ve duygusal kuraklıkla imtihanımız…

Sonucu belli, meçhulü belli kuraklıklarımız;

Masumiyet kuraklığı,
İrade Kuraklığı,
Empati Kuraklığı,
Vicdan Kuraklığı,
İnanç Kuraklığı özde Sevgi Kuraklığı…

Nihayetinde Hiroşimolar‘dan farkımız ne.

Özgür irade ile doğan ve biçimlenen insanoğlu kaç bombadan sonra uyanışın bireysel ve ve de bütünlük kavramının özden gelen olduğunu anlayacak.

Meraktayım!

Evren’den ✍🏻

Art: Mara Light


Satıcıya Müthiş Ders

Ne tür pabuçlar istediğinden kesinlikle emin olarak dükkana giren beş yaşındaki Cathy, satıcıya sordu:
-Pabuçlar hakkında her şeyi biliyor musunuz?

Cevap :
-Şey, hemen hemen…

Bunun üzerine Cathy şüpheyle :
-Öyleyse neden onları satıyorsunuz? diye sordu.

Satıcı geriye çekildi ve önemli bir mesajı dinlemeye hazırlandı:

-Eğer hayatınızı ” hemen hemen” lerle yaşıyorsanız, ne tür bir sonuç bekleyebilirsiniz ?

Joyce Chapman



Hayatının Sonuna Kadar Şekerli Su Mu Satmak İstersin ?

Hayat denilen olgu insanın verdiği kararlardan oluşan uzun bir yol. Verdiğiniz her karar yolun şeklini, büyüklüğünü, uzunluğunu ve istikametini belirliyor. Bu, hem özel hayat hem de iş hayatı için geçerli bir durum. Steve Jobs’ın fahri doktora ünvanı alırken yaptığı konuşmada yaşamında verdiği kararlar için dediği gibi, “Noktaları ileriye bakarak birleştiremezsiniz, onları ancak geriye doğru bakarak birleştirebilirsiniz.” Bugün için çok anlamlı ve doğruymuş gibi duran bir karar, hem sizi hem de insanlığı etkileyebilecek çok önemli, yanlış bir karar olabilir. Bunun için ne olursa olsun, karar vermeden önce mutlaka iyi düşünmeli.

Şimdi kararlarıyla teknoloji dünyasına çağ atlatan Steve Jobs’a geçelim. Yıl 1983, Apple Apple III’ü piyasaya sürmüş ve o dönem muazzam bir başarı elde etmiş. Şirketin artan kârı ve giderek çok daha büyük bir hal aldığını gören Jobs, şirketin ticari yeterliliğe sahip bir yöneticiye ihtiyaç duyduğunu düşünmeye başlar. Bunun üzerine o dönemde Pepsi’nin CEO’su olan John Sculley’e, Apple’ın başına geçmesi için bir teklif yapar. Sculley’le Central Park’ta buluşan Steve Jobs, yanında bir çantayla gelmiştir buluşmaya. Çantanın içinde ise o zamana kadar eşi benzeri görülmemiş bir portatifliğe sahip bir Mac bilgisayar vardır. Jobs çantayı açar, Mac’i Sculley’e gösterir ve tarihe kazınacak o teklifi yapar:

Hayatının sonuna kadar şekerli su mu satmak istersin, yoksa benimle gelerek dünyayı değiştirmek mi?

Bu tekliften çok etkilenen Sculley, Pepsi’deki görevini bırakarak Apple’ın başına geçer. Ancak işler bundan sonra ne Sculley’in ne de Jobs’ın istediği gibi gider. Sculley’in Apple dinamizmine ayak uyduramaması ve Jobs’la anlaşmazlığa düşmesi sonucunda Sculley, 1985 yılında Jobs’ın Apple’dan ayrılmasını ister. Yönetim kurulu toplanır ve Steve Jobs’ı kendi kurduğu şirketten ayrılmak zorunda bırakır. Yani Jobs, kendi işe aldığı yönetici tarafından kendi kurduğu şirketten istifaya zorlanır.

Apple’dan ayrılan Jobs, işini hala çok sevdiğini fark ettiğinden bir müddet sonra NeXT Computer yazılım/ donanım şirketini kurar. Sonraki sene Pixar Animation şirketini satın alır. 2006’da Pixar Walt Disney’le birleşir ve Steve Jobs, Disney’in en büyük hissedarı haline gelir.

Pixar’ın bu başarısına karşı, NeXT özelleştirilmiş bir işletim sistemi olan ürününün satışlarını Amerika’da yaygın hale getirme çabası içinde bata çıka ilerlemektedir.

En sonunda Apple, şirketi satın alır ve Jobs şirketin CEO’su olarak görevine geri döner. 1990’larda şirketin başarısını körükleyerek, yeni yönetim kadrosu ve gönüllü olarak aldığı yıllık 1 dolar maaşı ile Jobs Apple’ı, yeniden rayına sokar.

Kazanan Steve Jobs ve Apple olmuştur.

Düzenlenmiştir.


3 kelebek

Birbirini çok seven 3 kelebek
Birgün ateşin ne olduğu
Üzerine tartismislar…
İlki ateşe uzaktan bakmış ve
” Aydınlatır” demiş..

İkincisi biraz daha yaklaştığında ,
” Isındırır” yanıtını vermiş…

Sonuncusu ise ateşin içine girmiş..

Atesin gerçekte ne oldugunu
Bir o anlamış…
Ama gel gör ki bunu hiç kimseye anlatamamış.

Sevgi ve bağlılıkta ateşe benzer..
Anlamak için ne bakmak,
Ne yakınlaşmak yeterli değildir.
Sadece
YANMAK GEREKİR …AE5889AE-1A19-4C8B-B822-8B344A06F2BE.jpeg

 


Kabuğundan çık

Bu senin hayatın.
Her neyi seviyorsan onu yap.
Sık sık yap.
Bir şey hoşuna gitmiyorsa, değiştir.
İşinden mutlu değilsen, bırak.
Eğer hayatının aşkını arıyorsan, dur;
Gerçekten gönülden sevdiğin şeyleri yapmaya
başladığında o seni bekliyor olacak
Aşırı analiz etmeyi bırak
Hayat basittir
Bütün duygular güzeldir
Bir şeyler yerken her bir lokma için şükret
Zihnini, kollarını ve kalbini yeni şeylere ve
insanlara aç.
Farklılıklarımızdır bizi birleştiren
İlk karşılaştığın kişiye tutkusunun ne olduğunu sor
Ve onunla hayatına ilham olan hayalini paylaş
Sık sık seyahat et
Kaybolmak kendini bulmana yardımcı olacaktır
Bazı fırsatlar hayatta sadece bir defa gelir
Geldiğinde onları yakala
Hayat; tanıştığın insanlar ve birlikte
yarattıklarınızla alakalıdır
O zaman kabuğundan çık ve
yaratmaya başla.
Hayat kısa
Hayalini gerçekleştirmeye çabala
Ve tutkularını giyin…

55A12280-7EDC-4936-947F-23DA904B50C0.jpeg


Usta

Gaziantep’e bir Fransız gelir.
Tekstilcilere akıl verir:
“Makineleriniz yetersiz… Yenileyin, dünya pazarı sizin olsun”
En iyi makinelerin Fransa’da olduğunu söyler…
Kendi mallarını pazarlar.
***
Dinleyenler arasında bir usta vardır.
Kendine özgü lehçesiyle…
“Bu adam ne diy?” der.
Kafaya takar, makinenin resmine bakar.
Demiri eritir, çeliği büker, vidasını, motorunu koyar.
Fransızların 3 milyon Euro’ya satacağı makineyi…
50 bin liraya üretir.
***
Yerli piyasaya sunduğu yetmez.
Brezilya’ya kadar çeşitli ülkelere yaptığı makineleri gönderir.
Bu usta, Mennan Aksoy’dur.
Diplomasız dahi!
***
Yoksulluktan okuyamamıştır.
İlkokulu 9 yılda bitirmiş, bir daha eğitim görmemiştir.
Allah vergisi öyle bir akıl ve beceriye sahiptir ki…
Makineyi bir görsün, ertesi gün atölyesinde yapımı başlanmıştır.
***
Bu nedenle…
Uluslararası makine, teçhizat fuarlarına girişi yasaklanmıştır.
Mühendislerin, aylarca çalışarak tasarladığı makineleri, tek başına yapmaktadır.
El emeği ve tümü yerli malzemeyle.
İster ki…
Yerli sermaye gelişsin.
Boşa döviz ödeyerek, kazıklanmayalım.
***
Mennan Usta, “ Çeliğe hükmetmeyen, hiçbir şeye sahip çıkamaz” derdi.
Öyle bir teknoloji üretti ki…
Yoğunluğu düşük triko üretti.
Yazın serin, kışın sıcak tutan bir ürün.
Dünya peşinde koştu. Kapıştı.
***
TÜBİTAK ödüller verdi.
ODTÜ, İTÜ gibi üniversitelerde hocalığı düşünüldü.
Diploması yoktu!
Tasarımını cebinde taşıdığı tebeşirle, yere çizerek anlatırdı.
Aklına yetişmek mümkün değildi.
***
Gaziantep’te kanalizasyon atıkları büyük dertti.
Çamuru, kokusu şehri bezdirmişti.
Belediye yönetimi, dünyayı dolaşır, çareler arar.
Mennan Usta, “ Memleketteki ustalar öldü mü?” diye çıkışır.
Okumuş gençleri de alır, yanına…
“ Şöyle yapın, bu parçayı, şuraya takın” talimatıyla, kafasına göre sistemi kurar.
Kanalizasyon çamuru alınır…
Kurutulurken, enerji üretilir.
Çıkan küller de asfalta, çimentoya katkı maddesi konulur.
Bugün…
Antep’te her gün çıkan 160 ton çamurun bertaraf edilmesi Mennan Usta’nın eseridir.
***
Mennan Usta, geçen hafta toprağa verildi.
Vasiyeti;
Gençler bilim ışığında yetiştirilsin.
İmkânlar verilsin, önleri kesilmesin…C625AAC4-8544-499A-B078-EF4A354B4D7B.jpeg