“Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”

Hayatta her şey bazen dibe vururken bütün çözümün aslında önce nefesi fark etmekten geçtiğini öğrenmek. Nefes ile dönüşebilmek, yenilenebilmek, yaşam yolculuğunda bedene alınan her nefesten haberdar olmayı bekleyen hücrelerimiz gibi, an’ da kalarak yaşama özgürlüğünü bedensel ve ruhsal olarak hissetmek, nefesi duymak, fark etmek meğer ne kadar da önemliymiş….

Doğru nefesle bir olmak, kalple atmak, akışta kalmak, işte HAYAT…

Ya Yaradan, sadece kendi kendimize nefes almayı bize bırakmış olsaydı…

Sanırım yaşam döngüsü içinde her an nefes almayı unutup, dipsiz kuyulara düşerdi insanoğlu.

Suni solunum saatlerinde zamanın çengeline takılıyız maalesef.

Bizim için sıradan bir döngü ve sadece bedensel sistemin gereği olarak gördüğümüz alışılagelmiş nefesimizi, içimizdeki mucizeyi fark edemiyoruz çoğu zaman.

Kaç kez inziva halinde kalıp, kendimizi ve nefesimizi dinliyoruz.

Duygu durumlarımızla değişen nefesimizi kontrol altına alabiliyor muyuz?

Gerçekten nefes alıyor muyuz? Tüm oksijenden haberdar ediyor muyuz gerçekte yaşam hücrelerimizi? Bunu ilk doğduğumuz an ki kadar doğru yapabiliyor muyuz?

Yeni doğan bir bebeğin nefesini izleyin, karnının iniş ve çıkışlarını gözlemleyin, ne kadar da sakin ve sağlıklı bir nefestedir. İşte bizim unuttuğumuz nefes…

Henüz teşhisimin konmadığı, çözüm aradığım zamanlarda görüştüğüm, Nefes Terapisti arkadaşım karın ağrılarımla ilgili sorunumu aktardığımda, bana durumu şöyle anlatmıştı.

“Bisiklet tekerleği şişirme pompası gibi, ömür boyu hiç durmadan vücut içine hava alır. Daha sonra bunu dışarı pompalar. Ancak akciğerin tüm organlar gibi sağlıklı çalışabilmesi için ek bir enerjiye, güce ihtiyacı vardır. Bu güç, göğüs kafesinin altındaki diyafram ve kaburga kemiklerinin arasındaki kaslardır. İlk korkularla, geçirilen travmalarla, öfkelerle, kaygılarla, bazen ani heyecanlarla, olumsuz duygu durumları ile bile kısalır nefes. Blokajlar oluştururuz istemeden, farkına varmadan göğüs nefesine döneriz pek çoğumuz. Kaliteli nefes gider ve sadece solunum yapmaya başlarız. Ciğerlerin yüzde 10’unu kullanırız o zamanda, evet sağlıklı olmak için yetersizdir bu soluk alma süreci, ama hayatta tutar. Nefesini düzenlemelisin”

Söylediği ve yaptığım minik bir testle, ben de fark etmiştim ki, gerçekten sağlıklı nefes yerine sadece göğüs nefesi alıyordum. Yani sadece soluk alıyordum.

Yaşam döngüme, yani karnıma inmeyen nefes, belki de yengeçlerimin karanlıkta sinsice, oksijensizlikte üremelerine de sebepti kim bilir… Ancak olası…

Doğru nefese gecikmiştim.

Teşhis: Periton Ca

Daha önceki yazılarımı okuyanlarınız sürecimi az çok biliyor.

Tedavimin bir parçası da; Total Kollektomi Ameliyatı…

Tüm karın bölgemin, karın duvarımın yengeçlerden temizliği ciddi ve zor bir süreçti Gökhan Hocam ve Dr. Mehmet Gökçü için. Onkolojik sürecimin takibinde olan Doç. Dr. Özlem Sönmez ile de ameliyat sırasında durumum hakkında müzakare yapılmış ve sonuç olarak başarılı bir ameliyat gerçekleştirilmişti. Bu nedenle her an minnettarım onlara. Beni sevgileri, meslek aşkları ile süreçte yeniden yapılandırdılar…

 

23 ŞUBAT, AMELİYATIMIN 1.YILI…

 

Yeni yaşamsal bölgemin, temizlenerek yeniden yapılandırılan dolaşım sistemimin çabası ve Doktorlarımın tıbbi ve sevgi dolu yaklaşımlarıyla şu an sadece Onkolojik kontrollerle devam ediyorum sürecime… Dilerim daima şifa ile…

Nefes ile ilgili olarak başlamış olduğum yazıma, Ameliyat sonrası yaşadığım bir durumu size aktararak devam etmek istiyorum…

Ameliyat sonrası boydan boya uzanan, karın dikişlerim iyileşme sürecinde olduğu için, bir süre diyafram nefesi almakta zorlandım. Dikişlerim doğal iyileşme sürecinde olduğu için, nefesim yaşam döngüm olan diyaframa zor iniyordu. Aradan bir süre geçtikten ve dikişlerim biraz daha kendini onardıktan sonra, küçük küçük nefes çalışmalarımla, nefesimi diyaframa indirmeyi başarmıştım…

Ancak gözlemlediğim sıra dışı bir durum vardı… TERS NEFES  alıyordum.

Emin olmak için her nefes denemem de bunun tekrarladığını fark ettim. Diyafram nefesi alırken şişmesi gereken karnım, nefes alırken iniyor, nefes verirken şişiyordu. Yanlıştı, tersti nefesim!

Nefes Terapisti arkadaşımı aradım fark ettiğim bu yeni durum için de.

 

Ameliyat sonrası, ya da travmatik durumlarla da, doğal olarak buna rastlanabildiğini, ancak pek çok kişinin nefeste oluşan bu durumu fark edemediğini söyledi. Hatta anestezi altında bilinç kapalı bile olsa, bilinçaltı korkular yaşamış olabileceğimi, bu durumun vücudun ve nefesimin tepkisel bir davranışı olabileceğini de ilave etti sözlerine…

Bana verdiği tüm nefes egzersizlerini 10 gün süre ile yapmamı , kendimi ve nefesimi gözlemlememi ve durumun normal nefes seyrine yeniden alışacağını söyledi. Evet harfiyen uydum verdiği egzersizlere. Ters yüz ettik tabiri caizse yeniden nefesimi…

Hala kendimi gözlemleyerek, her duygu durumumda nefesimi takip ediyorum yeni bir alışkanlıkla…

Her an. Her koşulda ve duygusal durumda. 

Nefesimizi fark edelim. Dinleyelim onu, hissedelim içimizdeki mucizeyi an ve an.

Ta ki nefesimizle bir olana dek, oksijenlenerek tüm hücrelerimizle… 

Rehberim, Prof. Stefano D’ Anna’ nın sözleri ile tamamlayacağım yine yazımı.

“Bir insanın nefesi genişledikçe, kendi gerçekliği de zenginleşir. Amacın kişisel yazgını değiştirmekse, nefesinin üzerinde çalış. Solunuma yeterince zaman ayır”

Birinci yılımdan sizlere Sevgiyle; 

Şifa ve nefeste kalalım hep birlikte…

Evren BALGÖZ

 

 

* Teşekkür ederim bu vesileyle yeniden, beni sevgi ve şifa ile yapılandıran Doktorlarıma ve nefes terapisti, dostum Yazar Gülay Şahin’e… Yolu sevgiden geçenlere….

Reklamlar

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s