Fırın. Melek Alev yazdı

Yaşama Sanatı

” Sanatta önemli olan neye baktığınız değil, neyi gördüğünüz, ” demiştir Henry David Thoreau.

Her bir sanat eserinin arkasında yatan gerçek bir hikâye vardır. Sanatçı tüm yaşadıklarını, o an ki duygularını, içinde kopan fırtınaları tümüyle aktarmıştır eserine, yıllarını vermiştir.

Büyük resim ile ince detaylar doğallıkla birbirini tamamlamış ve uyum içerisinde sunulmuştur bizlere…

Bu eser karşısında bizim hissettiklerimiz ve duygularımız ise farklı farklıdır. Kimimizi bir eser içine çeker, duygularına ortak ederken, kimimizi kahkahalara boğabilir. Gerçeği ise çoğu zaman hiçbirimiz tüm berraklığıyla göremeyiz.

Güzel bir hikâye vardır:

Adamın biri küçük bir kasabaya gider. Şaşkın şaşkın gezindikten sonra yol kenarında duran bir arabanın yanına sokulur ve arka koltukta tek başına oturan çocuğa;

– Buraların yabancısıyım, parkın yanı başındaki fırını arıyorum, çok yakın olduğunu söylediler, ancak çok dolandığım halde bir türlü bulamadım ” der.

Çocuk, arabanın penceresini iyice açtıktan sonra,

– ” Ben de buraya ilk defa geliyorum, ama sanırım sağ tarafa gitmeniz gerekiyor. ”

Adam, çocuğun da yabancı olmasına rağmen bu kadar hızlı ve net nasıl cevap verdiğini merak eder ve çocuğa tatlı bir dille sorar :

Çocuk ise;

-” Ihlamur çiçeklerinin kokusunu duymuyor musunuz ? Kuş cıvıltıları da oradan geliyor zaten. ”

– ” İyi ama, bunların tek bir ağaçtan gelmediği ne malum ?” der adam.

– ” Tek bir ağaçtan bu kadar koku gelmez. Üstelik, manolyalar da katılıyor onlara… Hem biraz daha derin nefes alırsanız, firından yeni çıkmış ekmeklerin kokusunu da duyacaksınız, ” der çocuk.

Adam, önce gözlerini kapatır, derin bir nefes alır ve çocuğun dediklerini aynen hisseder.

Gözünü açtığında çocuğa teşekkür etmek için cebindeki şekerlerden ikram etmek ister ve o an çocuğun görme engelli olduğunu görür.

Çocuk ise, adamın konuşurken bir anda sözlerini yarıda kesmesinden durumu fark ettiğini anlar. Işığa hasret gözlerini saklamaya çalışırken de sorar :

-” Üç yıl önce bir kaza geçirdim, görmeyi o kadar özledim ki…Sizinkiler sağlam öyle değil mi? ”

Adam biraz şaşkın, biraz mahçup yanıtlar:

– ” Evet ama artık gözlerim gerçekten görebiliyor mu, emin değilim. Emin olduğum bir tek şey, senin benden çok daha iyi ve derin gördüğün, ” der.

Yaşam bir sanat eseri, her insan da bir sanatçıdır. Bizler yaşamımızı algıladıklarımızla, beklentilerimizle, hissettiklerimizle, paylaştıklarımızla şekillendiririz. Çoğu kez de kaybolup gideriz hiçbir güzelliğin farkına varmadan. Büyük resimde boğulur, ince detayda kayboluruz.

Oysa görebildiğimiz ve paylaştığımız bütün güzellikler yaşamlarımıza vurulan ufak renk dokunuşlarıdır.

Farkında olduğumuz her bir dokunuş ise görsel bir konçertonun notalarından biridir ve eserin genel görünümünü ciddi biçimde değiştirerek, onu dev bir görsel şölene dönüştürür.

Auguste Rodin’in dediği gibi;

” Bütün mesele

HİSSETMEK,

SEVMEK,

ÜMIT ETMEK,

ÜRPERMEK,

HAYATTA OLMAKTIR. ” VE

Güzel paylaşımlarla

” BAŞKA HAYATLARA DOKUNABİLMEKTİR. “

Reklamlar

1 Comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s