Yol… Melek Alev yazdı.

Yol olmadığı halde…

David Livingstone, Afrikalı bir kâşiftir. Bu ünĺü kâşife bir gün Güney Afrika’daki derneklerden biri şöyle mektup gönderir:

-“Bulunduğunuz yere ulaştıracak iyi bir yol tespit ettiğiniz zaman bize bildirin. Böylece size katılmak isteyenleri yanınıza gönderebiliriz .”

Livingstone’un mektuba cevabı şu şekilde olur:

– “Buraya iyi yol olduğunda gelmek isteyenleri ben istemiyorum. Benim yol olmadığı halde gelmek isteyenlere ihtiyacım var.”

Yaşamımızda etrafimızda olan biten pek çok şeyden şikâyet eder dururuz. Oturduğumuz yerden ahkâm keseriz çoğunlukla. Oysa bu durumu değiştirmek için yaptıklarımız?

Değiştirmek istediğimiz her ne varsa bu yolda ilk adımı atmaktır önemli olan. Kolay bir yol değildir. Engebeler ve güçlüklerle doludur. Ancak en küçük bir eylem bile değersiz, anlamsız ya da işe yaramaz değildir.

Yaşıyorum diye sevinmek değil, kelebek hassasiyetiyle diğer yaşamlara dokunmak ve kendimize ve başlalarına umut olabilmektir yolun özelliği. Yaşayanı onarmak ve onarılmaktır. Çareyi bulmak ve görebilmek için de yola çıkmak gerekir.

Hepimizi hayat çekiştirip durur bir yerlere. Kimimiz şanslı, kimimiz şanssız.

Kimimiz engelimizle yaşarız, kimimiz engelimiz olmadan engelli…

Bazen hayat çaresiz bırakır bizleri, koşullarımız aniden değişir. Hayatın ağır yükü biner sırtımıza altında eziliriz. İşte o an bu yolda karşılaşacağımız insanlar büyük önem taşır. Bizim için yapılan her güzel şey bir bağıştır; gönül bağışı, nefes bağışı. Veren karşılık beklemez, alan ise yeniden can bulur, yaşamına kavuşur.

Bu yolda bizleri istisnai ve farklı bir şeyleri yapma noktasına taşıyacak olan kendi dünya görüşümüzdür. Eğer fikirlerimizin görülmesini ve duyulmasını istiyorsak söyleyecek bir şeye ve bakış açısına sahip olmamız gerekir.

Peki ne kişi olarak, ne de işleriyle görülmeyen, duyulmayan onca insan ?

Görünmez insanlar mı ?

Sanatçı Kerry James Marshall’a göre öyle…Marshall, Batı sanatı alemine ilk adım attığı gün, kendisini beyaz adamın dünyasında bulan siyah bir adamdır. Bu çevre, ait olmadığı bir çevredir ve kendisini yokmuş gibi hissettirir. Batı sanatında o tarihe kadar tek bir siyah resmedilmemiş, aynı zamanda siyahî bir sanatçı da mevcut değildir. Bütün hayatı boyunca beyaz sanatçıların resmettiği resimleri takdir etmesi söylenmiştir kendisine. Ancak sanatçı ince zekâsı ve düşüncesi ile sanatta önemli bir noktaya gelir.

Bir gün evine gelen konuğuna eviyenin üzerindeki raflara dikine yerleştirilmiş tabakları işaret ederek, ‘seç birini ‘ der.

Konuk şaşırır.

‘ Bir tabak seç’ diye tekrarlar.

Ve sonra ‘tabak topladığını ve her tipten bir tane aldığını’ söyler. Hangi tabağı seçeceği konuğun inisiyatifindedir.

‘ Robot değiliz, bir görüşün olduğunda hayat çok daha heyecanlı’ der.

Melek Alev

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s