Dönüşümün ilk izleriyle, Bir PERUK hikayesi. Evren Balgöz yazdı…

Dönüşümün ilk izleriyle,

Bir PERUK hikayesi,

Bir peruk üzerine hikaye mi olur diyeceksiniz. Oluyor’muş.

.

Peruk deyip geçmemek lazım’ mış her teline takılmış bir hikaye varsa. Kendi saçlarının bir dönem yerini aldıysa o tak çıkar saçlar…

Zamanında yüzüme taktığım o kocaman gülümsemeyi hatırladım. Kabullenişin, mutlu olmanın çabası o gülümseme. -Yaşayanların anlayacağı türden-

O Peruk.

Bir  dönüşümün belki de dışa yansıyan ilk izleriydi… Bir savaş boyası sürerek mücadeleye giren eski kızılderili kabileler geldi yazarken aklıma. Yüzlerine sürdükleri boyalardan anlardınız bir mücadelenin izlerini. Belki peruklarımız da bir nevi böyle bizler için de…

Yitip giden saçları, mücadele zamanlarını taradım az önce, ihtiyacı olan birine gitmek üzere hazırlarken peruğumu.

Her telinde ayrı bir ben, bir er meydanı takılı kalmıştı.

Uzun bir süreden sonra bugün ona dokunurken geçmişe, iyileşme sürecime dokundum …

Şaşkın ancak yüzünde eksik olmayan gülümsemesi ile ‘mücadeleci ruh’ rolünün kostümünü,  ‘olanı olduğu gibi kabullen, bundan da alacaklarını al ve sahneni tamamla’ diyen beni taradım az önce…

Aynadaki ilk halim geçti buğulu gözlerimden.

Ellerime tutam tutam dökülen tel tel saçlarımda ve o an’da kim bilir kaç ben dökülmüştü avuç içlerime. Ağlamalarım söndürmemişti avucuma düşen ateşi.

Ve ben en çok o akşam ağlamıştım.

Az önce şükürle karışık duygulardan geçerken, “geçti bitti” demesi iç sesimin cılız bir ifadeydi.

Kuaförün önüne geçerek “kes saçlarımı rolüme hazırla beni derken” yüzümdeki o kocaman gülümseme, saç telinden düştü gözlerime ve konuşmalar kulaklarımda çınladı. Duygularım vurdu kalp duvarlarıma.

Geçen zaman. Hastane kokusu…

Sesler… Konuşmalar… Koşuşturmacalar.

İlaç makinasının sesi.

Size hiç söylemiş miydim…

Hayatımda duyduğum en güzel müzik notası,

planlanan son kemoterapimde makineden gelen ilacın bitim sinyaliydi.

Ve geçen yıl yine bu zamanlardı o müziği son duyduğum an.

Telleri karmakarışık olmuş peruğumu tararken, taradım geçmiş bir yılımı, karmaşık duygularımı.

Geçilen yollar düz bir patika değildi. Evet keskin, dik, yokuş yukarı ve tutunacak ağaçların azlığında bir seyir tepesine tırmanıştı bu… Ucunda seni bekleyenin tam da ne olduğunu bilmeden…

Ya bu yoldan yokuş aşağı düşmek vardı, ya da tırmanmak olanca gücünle. Önce yüce aşka ve o aşkla yüreğine konan öze inanarak tutunmak ağaçsız yerlerde.

Ya da yükselebilmek olay ve durumların üzerinde, Icarus olmak vardı….

Bu dik yolu aşabilmek için balmumu kanatlarla uçabilmek, cesaret örneği sayılan Icarus’ ca.

Güneşe doğru umutla… Ancak balmumu kanatlarının erimemesine de dikkat ederek.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s