Gerçek Dostluğun Efsanesi

Hermias ile Yunusbalığı …

Mylasa yani günümüz adıyla Milas ilçesi Karia bölgesinin önemli şehirlerindendir bir zamanlar… Mylasa’dan önce güneye doğru inelim sonra da batıya sapalım denize ulaşmak için Güllük Körfezidir geldiğimiz yer. Bu körfezin ağzında İasos diye bir şehir vardır eski zamanlarda. İşte bir masal anlatılır bu yöre ile ilgili olarak… Masal , dostluğun yalnızca insanla insan arasında değil, insanla bir başka canlı arasında da kurulabileceğini gösteren çok güzel bir örnektir ve duygu doludur.

Derler ki, Hermias adında bir çocuk yaşar o yörede bir zamanlar. Bu çocuğun annesinden başka hiç kimsesi yoktur. Anne oğul kendilerine göre mutlu bir yaşam sürerler ve geçinip giderler.

Günün birinde çocuğun arkadaşları denize gitmek isterler ve Hermias’ı da çağırırlar. Çocuk gitmek için can atmaktadır. Ancak annesi olmaz der önce. Çünkü oğlunun gidince geri dönemeyeceği içine doğar. Arkadaşları ise Hermias’da gelsin diye öylesine ısrar ederler ki, dayanamaz kadının ana yüreği oğlunun ve arkadaşlarının üzülmesine .
” Peki madem bu kadar çok istiyorsun git oğlum” der, ” Ancak fazla uzaklara açılayım deme, Ege’dir bu, hiç belli olmaz.”

Çocuklar sevine sevine bırakırlar kendilerini Ege’nin ılık sularına, güle oynaya akşamı ederler. Güneş yavaş yavaş çekilmeye yüz tutarken çıkarlar denizden. Çıkarlar ancak Hermias yoktur aralarında.

Balıkçılar ağlarını atarlar günlerce, dalgıçlar en derinlere dalarlar, ancak çocuğun ne ölüsü, ne dirisi bulunamaz.

Günün birinde bir balıkçı denize açıldığı bir gün Hermias’ı gördüğünü söyler. Hermias bir yunusbalığının sırtındadır ve çok mutludur. Ancak bir süre sonra çocuk ve yunusbalığı ikisi de gözden kaybolmuşlardır.

İnanan olur, inanmayan olur, yine de devam ederler çocuğu aramaya. Ama boşuna… Çocuğun en küçük izine bile rastlayamazlar.

Derken hiç akıllarına getirmedikleri bir gün kumsalda karşılaşıverirler Hermias’la. Ne yazık ki cansız bedenidir çocuğun kumsalda karşılaştıkları. Yanıbaşında da dostu yunusbalığı. Ancak her ikisi de gülümsüyorlardır sanki, ölümde de birbirinden ayrılmadıkları için. Dünyanın en sevimli yaratıklarından biri olan yunusbalığı her zaman güler gibidir zaten.

Derler ki, olaydan sonra İasos’taki erkek çocukların gymnasionda çalıştıktan sonra denize girip yıkanmaları gelenek haline gelir ve o sırada kıyıya yanaşan bir yunus çocuklardan birini sırtına alıp götürür, biraz gezdirdikten sonra çocuğu aldığı yere getirir. Anlatıldığına göre bu öyküden çok etkilenir Büyük İskender o çocuklardan birini alıp Babil’e götürür ve oradaki Poseidon Tapınağı’nın rahibi yapar. İasosluların İ.Ö. 3. yüzyılda çıkarılan paralarının üzerinde ise kolunu yunusbalığının sırtına atmış biçimde yüzen bir çocuğun resmi vardır.

Kaynak : Derman Bayladı / Efsaneler Dünyasında Anadolu’dan düzenlendi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s