Gülümsemek

İnanışlara göre, “Tanrı ilk insan olarak önce Adem’i, daha sonra da ona arkadaşlık etmesi için Havva’yı yaratır. İnsanlık onların sıcacık bir gülümsemesiyle başlar, onun için gülme duygusu insanlık kadar eskidir” denir.

Gülmenin kaynağında sevgi vardır. Mayasında sevgi olan insan için önemli olan bu mayayı bozmadan yoğurabilmektir.

Bir başka inanışa göre ise, “Tanrı dünyayı gülerek yaratır. Tanrı gülünce yedi ilah doğar ve dünyayı yönetir. Kahkahayla gülünce ateş, bir başka gülüşte su, gülüşünün yedinci gününde ise, ” ruh” oluşur. ”

Latin şair Horatius’un ” Carpe diem, Carpe horam” ( Gününü gün et, yaşamın tadını çıkar) dizesiyle özetlediği yaşam felsefesinde gülerek geçirilen günlerin payı ne kadar önemlidir.

Yaşama severek anlam ve değer katabilmenin ön şartı güne gülümseyerek başlamak değil midir ?

Ziya Gökalp, ” Tebessüm” başlıklı yazısında şöyle bir öykü anlatır:

Bir balcı, dükkanında en güzel balları sergilemesine karşın, gelen alıcıların hiçbirine bal satamaz. Günün birinde bir arkadaşına dertlenir:

” En iyi ballar benim dükkânımda olduğu halde, alıcılar gelip bakıyor, ancak almadan gidiyorlar. Komşu balcıların balları daha iyi olmamasına karşın alıcıları eksik olmuyor. Bunun nedenini anlayamıyorum.

Arkadaşı şu yanıtı verir:
Nedeni şudur ki ” sen, bal satıyor görünüyorsun ama yüzün sirke satıyor !”

Bu öykü bir Çin atasözü olan ” Gülmesini bilmeyen dükkan açmasın! ” sözünü anımsatır bize.

İnsan mutlu yaşamın ve başarının sırrını gülümsemekte bulmuştur.

Yaşamında iyi kötü her olayı gülümsemeyle karşılayan bir adama,
” Eh başarılı bir işadamı olduğun için gülersin tabi. Biz öyle miyiz ya ? “denildiğinde, adam yine gülmüş ve ” yanılıyorsunuz ben başarılı olduğum için gülmüyorum, güldüğüm için başarılıyım” demiştir.

İnsan yaşamında gülmek hava gibi, su gibi önemlidir.

Bir zamanlar vatandaşa ” güleryüz kampanyası” kapsamında Metin Akpınar’a yöneltilen gülmekle ilgili soruya; Metin Akpınar’ın cevabı ;

“Öncelikle belirteyim ki, gülmek bir erdemdir. İnsan gülünce diyafram kasılır, ağız açılır ve bol oksijen girer. Kan akışı hızlanır, beyne daha çok kan gider, böyle olunca daha sağlıklı düşünülür, insan fizik ve biyolojik olarak eskisinden daha iyi duyumsar kendisini. Buna psikolojik etkiyi de eklersek, insanları gülmeye alıştırmak çok iyi bir kampanya “der.

Yapılan araştırmaya göre insanlar, 1950’li yıllarda günde ortalama 18 dakika gülerken, bu süre günümüzde 6 dakikaya düşmüş. Yetişkinler, günde ortalama 60, çocuklar ise 500 kez gülüyorlarmış ve bir gülüş ortalama 6 saniye sürüyormuş.

Tıbben açıklaması ise,

“Gülme sırasında vücudun doğal ağrı kesici hormonu olan endorphin benzeri opiates hormonu salgılanır ki, bu ağrıya daha fazla dayanılmasını sağlar. ”

Gazeteci yazar, Balçicek Pamir’in bir köşe yazısında belirttiği gibi,

” Sahi biz ne zaman kaybettik bu özelliğimizi? Oysa gülmek, paylaşmak; gülmek, çoğalmak değil midir? Gülmek güçtür !”

Yaşam, gülünen anların bir toplamıdır. Gülmeyi bilmezsek yaşamın acılarına katlanılamaz!

Engellenmeden özgürce gülünecek bir gün olsun yaşadığımız tüm günler !

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s