Açlıktan Ölen Dahi Matematikçi

Kurt Gödel, çalışmalarıyla 20. yüzyıl matematiğinin yönünü değiştirirken, gelgitlerle dolu hayatı ve kendini açlığa mahkûm etmesiyle son bulan ilginç yaşamıyla da tarihe iz bırakıyordu.

O yıllarda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na ait olan Brünn şehrinde dünyaya gelen Gödel, ailesi içerisinde sonu gelmeyen soruları nedeniyle “Bay Neden?” (Mister Why / Der Herr Warum)olarak anılıyordu. Liseyi başarıyla tamamladıktan sonra, 18 yaşında kuramsal fizik okumak üzerine Viyana Üniversitesi’ne gitti. Bir süre sonra ise karar değiştirerek matematik bölümüne geçti.

Gödel’in gençlik ve çocukluk yılları Birinci Dünya Savaşı’nın etkileriyle şekillendi. Bu nedenle önce Çek, sonra Avusturyalı, Almanlar Avusturya’yı da işgal edince de istemi dışında Alman olan Gödel, son olarak da başlarda ısrarla reddetmesine rağmen Einstein’ın baskısıyla Amerikan vatandaşlığını kabul etti.

1906-1978 yılları arasında yaşamış olan Kurt Gödel Matematik, Felsefe ve Mantık alanlarında önemli çalışmalar yapmıştır ve David Hilbert’in çalışmalarının devamı olarak Eksiklik Teoremini ( Incompleteness Theorem) keşfetmiştir.

Antik Yunan’dan beri insanlar matematiği her zaman kesinliğin bilimi olarak görmüştür. Eksiklik Teoremiyle ise Gödel, matematikte her problemin er geç çözüleceği, hiç bir problemin çözümsüz olmadığının sanıldığı dönemlerde, aritmetik dahil matematiğin hiçbir dalında tutarlılık ve tamlığın, o sistemin elverdiği yöntemle ispatlanamayacağını ortaya koydu.

Aslında bu sonuç, yalnız matematik için değil, tüm bilim için çok önemliydi. Fizikte belirsizlik ilkesi, matematikte eksiklik teoremi, düşünce hayatımız için çok büyük önem taşıyan keşiflerdi ve tüm matematiği alt- üst etti.

Stephen Hawking, Gödel’in bir makalesiyle matematikte yarattığı deprem için şunları söylüyordu :

” Gödel’in kuramı, matematiğe temel sınırlar getirdi. Bu kuram bilim dünyası için büyük bir şoktu, çünkü matematiğin, mantıksal tek bir temel üzerine kurulmuş, tutarlı ve tam bir sistem olduğu hakkındaki yaygın inancı yıkıyordu.”

Gödel, ayrıca Einstein’ın çalışmalarıyla ilgilenmiş ve bazı problemlere çözümler getirmiştir.

Freud, matematikçilerin saplantılı nevrotikler olduğunu söyler. Gödel’in hayatı bunu doğrulayabilir. Çevresinden tümüyle izole olmak ve dikkatini dağıtmamak için kulağına taktığı tıpaçlarla yaşayan Gödel, ömrü boyunca gittiği hiçbir doktorun dediklerini yapmayarak sağlık anlamında zor günler yaşadı. İçine kapanık birisi olan Kurt Gödel hayatının son demlerinde şizofrenik bir hale büründü. Zehirleneceğini düşünerek hiçbir şey yememeye başladı. 14 Ocak 1978′de Princeton’da ölü bulunan Gödel, sadece 29,5 kilo ağırlığındaydı.

Matematik, Felsefe ve Mantıkta çok önemli çalışmalar yapan ve matematik dünyasını şaşırtan Gödel böylelikle hayatını yine sıradan olmayan bir şekilde noktalamış oldu.

Bir yandan matematiğe sınırlar getirirken, bir yandan da kuralcılığı yerle bir ettiği teoremiyle ortaya koyduğu başka bir gerçek daha vardı:

O da, gerçeğe sadece biçimsel olarak ve mantıkla ulaşılamayacağını kanıtlayarak, insanların bilgisayarlardan en azından bu konuda daha üstün olduklarını göstermiştir.

Posted in: Uncategorized

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s