Deniz kızı

DENİZ KIZI 🧜🏻‍♀

Bir çok kültürde Mitolojik kaynaklarda, masallara, hikayelere ve filmlere konu edilen Denizkızı Efsaneleri, birbirine benzer ya da farklı şekillerde tasvir edilmiş varlıklar olarak kayda geçmiştir.

Simdi aktaracağım anlatı bana, olayın bizzat tek şahidi olan, ismine de yer verdiğim öğretmen olan dedemden anlatılarak gelen ve babamdan bana aktarılan gerçek bir efsaneye dayanır.

1929 yılında Yavuz Gemisi’nde, Ege Denizi açıklarında askerlik görevini yapmakta olan Mehmet Şükrü Nar (dedem) bir sabah uyuyamadığını söyleyerek geminin güvertesinde dolanır.

Hava henüz aydınlanmamıştır; ancak etrafta çok karanlık değildir. O esnada uzağa baktığında insana benzeyen bir canlının kayalık bir mevkide oturduğunu görür.

İlk önce hayal gördüğünü zanneder sonra görür ki, belinden aşağısı balık olan ve belinden yukarısı insan olan bir canlı, kayalığın üstünde saçlarını taramaktadır.

Belinden aşağıya kadar uzanan, sapsarı saçlarını tarayan bu denizkızı, dedem tarafından seyredildiğini anlayınca hemen denizin derinliklerine dalar ve gözden kaybolur.

Keza benzer bir efsaneyi zamanında, Ankara Üniversitesi’nde yüksek lisans yapmak için Bahama Adalarından gelen, “Loura” isimli öğrencimden de duydum.

Dedesinin yaralı halde bulduğu denizkızını, uzun uğraşlar sonucunda iyileştirdiği ve dedesi ölünceye kadar denizkızının sürekli dedesinin bulunduğu kıyı kasabasına gelip gittiğini söylemiştir.

Bazı hikayelerde denize düşen insanları kurtaran, bazı hikayelerde de büyüleyici sesleriyle insanları etkilediklerine ve hatta gemilerin batmalarına neden oldukları rivayet edilir.

Yukarıda bahsi geçen Denizkızı Efsanesinin gerçek olması, aslında geçmişte konu edilen ve gerçek dışı olarak kabul edebileceğimiz pek çok mitolojik kaynaklı varlıklara ilişkin anlatıların gerçek olabileceğine yönelik anlamlı izler taşır.

Bu efsanenin diğer kültürlerle anılması ve anlatılagelmesi; aynı zamanda mitolojik kökenli efsanelerin yayılmacılık kuramı içinde evrensel niteliğine vurgu yapar.

Yrd. Doç. Dr. Mehmet Şükrü NAR

Artvin Çoruh Üniversitesi,

Fen Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji Bölümü.

Ek bir kaynakla; Yunan Mitolojisinde Sirenler ya da Seireneler adada yaşadıklarına inanılan deniz yaratıklarıdır.

Bu yerlerin tamamı uçurumlarla ve kayalıklarla çevrili olarak betimlenmiştir. Buralarda dolaşan denizciler, sirenlerin söylediği şarkıdan büyülenip gemilerini kayalıklara doğru sürmüşler ve sirenlere yem olmuşlardır.

Sirenler, denizkızlarından farklı olarak iki kuyruğa sahiptirler.

Bu yarı insan yarı balık vücutlu insansıların efsaneleri M.Ö. 5.000 yılına kadar dayanır.

Hala varlıkları tartışılan, araştırılan Denizkızları, dilerim ilham olmaya ve gerçekte varlarsa da, kendilerini korumaya devam ederler.

Üzülerek söylüyorum ki, çoğumuz kendi neslimizi, doğamızı bile tüketirken onlara ne kadar korumacı olup, sahip çıkabiliriz düşündürücü olan da bu…

Bir çevre ve doğa gönüllüsü olarak diliyorum ki, Masal tadında kalsınlar hayallerimizle, sevgiyle…

Evrenden

Posted in: Evren’den

Tagged as:

Deniz kızı” için bir yorum Yorum bırakın

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s