Pygmalion Etkisi

Mitolojik bir kahraman olan Pygmalion, efsaneye göre kadınlardan nefret eden bir heykeltraştır. Bir gün ideal kadını tasvir eden bir heykel yapar ve yaptığı heykele âşık olur. Öyle ki onu adeta bir canlı gibi çok sever. Sonunda Tanrıça ona acır ve bu heykeli gerçek bir insana dönüştürür. Venüs’ün hayat verdiği bu heykele daha sonra ozanlar Galatea ismini vereceklerdir. Pygmalion, Galatea ile evlenerek mutlu mesut bir hayat yaşar ve böylece ‘kendini gerçekleştiren kehanet’ in başlangıç noktası, ” Pygmalion Efsanesi” olur.

” İyi düşünelim, iyi olsun”, ” Korktuğum başıma geldi ” cümleleri günlük hayatta sıklıkla kullandığımız cümlelerdendir. Acaba bu cümlelerin yaşamımıza olan etkileri nasıldır ve gerçeklik payı ne kadardır?

‘Kendini gerçekleştiren kehanet’ olarak da bilinen pygmalion etkisi, temel beklentilerin aşamalı olarak nasıl davranışa dönüştüğünü açıklayan psikolojik bir olgudur.

İnsan beyni, çevreden sürekli olarak bilgi bombardımanına maruz kalır ve bu bilgilerin çokluğuyla başedebilmek içinse ” bilişsel cimrilik” yoluna gider. Bu şekilde ise maruz kaldığı tüm bu uyaranlara gerektiği kadar vakit ayırmadan, kestirme yolu seçer ve bilişsel bir enerji tasarrufu sağlar.

Bilişsel cimrilik, ilk olarak ön yargılar ve sınıflandırmalar ( kategoriler) ile başlar. Bu sınıflandırmalar bir davranışın zihindeki temsili olan kalıpyargılara dönüşür ve neticesinde bu kalıpyargılara uygun davranış beklentileri oluşur. Bilinçaltında yer eden bu beklentiler sonucu ise kişi, kendisinden beklenen davranışı sergilemeye evrilir.

Kendini gerçekleştiren kehanete ilişkin pek çok çalışma yapılmıştır. En ünlüleri Rosenthal Deneyi’dir. Rosenthal ve arkadaşı Jacobson bir ilkokulda öğrencilere IQ testi yapmış ve bunlardan bir kısmını rastgele seçerek, öğretmenlere bu öğrencilerin yüksek IQ’ya sahip ve gelecek vaad eden çocuklar olduğunu söylemişlerdir. Oysa seçilen öğrencilerle diğerleri arasında zekâ olarak hiçbir fark yoktur. Test sonrası geçirilen bir yılın ardından Rosenthal, çocukların IQ seviyelerini yeniden ölçmüş ve gelecek vaad ettiğini söyledikleri çocukların şaşırtıcı biçimde diğerlerinden daha fazla ilerleme kaydettiğini fark etmiştir. Burada çocukların yüksek IQ’ya sahip ve gelecek vaad eden çocuklar olduğunun söylenmesi, öğretmenlerin zihninde bu öğrencilere karşı kalıpyargılar oluşturmuştur. Bunun sonucu olarak da buna yönelik beklenti geliştirmişler, beden dili ve sözel olarak da bunu gruba yansıtmışlar ve sonucunda da, öğrencilerin davranışları, motivasyonları ve zekâ düzeyleri durumdan çarpıcı bir biçimde etkilenmiştir.

Pygmalion etkisi; deney ve araştırmalar göz önüne alındığında, düşünce gücünün hiç de yabana atılmayacak derecede önemli olduğunun kanıtıdır.

” İnanmak başarmanın yarısıdır” sözü ile ise aslında bilimsel bir gerçekliğe atıfta bulunulduğu da söylenebilir.

Ve tabii ki önyargılardan arınmış ve beklenti etkisinin farkındalığına ulaşmış bir zihin daima diğerlerinden daha önde olacaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s