Minerva’nın Baykuşu

Bir Roma tanrıçası olan Minerva, Eski Yunan mitolojisinde yer alan Athena’nın Roma mitolojisindeki karşılığıdır. Athena, Zeus’un bilgelik ve us tanrıçası Metis’ten doğan kızıdır. Bilgeliğini annesinden, savaşçılık yeteneklerini ise babası Zeus’tan alan Athena; zekâ, strateji, savaşçılık ve barış tanrıçasıdır.

Efsaneye göre Metis hamile kalınca, Gaia Zeus’u uyarır ve bir kehanette bulunur. Buna göre, ilk çocukları kız olacak ancak daha sonra Metis’in doğuracağı erkek çocuk Zeus’u devirerek onun yerine geçecektir. Zeus böyle bir ihtimale dahi tahammül edemez ve kehanetin gerçekleşmemesi adına karısını yutarak, onu kendi vücudundan bir parça haline getirir. Çok uzunca bir süre de kafasının içinde taşır.

Tanrıların tanrısı bir gün şiddetli bir baş ağrısı çeker ve hemen ateş tanrısı Hephaistos’u yanına çağırarak “Başımın ağrısına dayanamıyorum. Keskin baltanı hızlıca alnıma doğru vur. Sakın korkma, ben ne olacağını biliyorum. Emrimi yerine getir.” der. Hephaistos tedirgin olmasına rağmen Zeus’a itiraz edemez, dediğini yapar ve böylelikle Athena silahlarıyla birlikte Zeus’un başından çıkar. Bu nedenle de Zeus’un kişileşmiş aklı olarak da kabul edilir. Zeus, kızları arasında en çok Athena’yı sever, kalkanını ve öldürücü şimşeğini yalnız onun taşımasına izin verir. Savaşçılık alanında çok yetenekli olmasına rağmen savaş tanrısı Ares gibi vahşi ve kan meraklısı değildir Athena. İşlerini strateji yoluyla halleden, barış yanlısı, temkinli bir tanrıçadır o. Merhametlidir ve yardıma koşmayı sever. Hatta barışı simgeleyen “zeytin dalı” onun sembolleri arasında yer alır. Kalkan, mızrak (savaş) ve baykuş ( bilgelik ) de onun sembollerindendir. Athena doğru haklı savaşın tanrıçasıdır.

Minerva’nın baykuşu metaforunu Hegel Hukuk Felsefesi adlı kitabının önsözünde kullanır. Bu metafor ile Hegel olayların önce olduğunu bunlara bağlı oluşan düşüncelerin sonradan elde edildiğini vurgular. Çünkü Hegel’e göre var olanı kavramak felsefenin görevidir, var olan akıldır ve herkes kendi zamanın çocuğudur. Felsefe de aynı şekilde kendi zamanını düşüncede özetler. Her kavram, insanlığın ortak yaşamla, ortak tarihle deneyimlediği bilgi üstüne kurulur. Minerva’nın baykuşu ise bilginin taşıyıcısıdır. Tarihin maddi pratiği ortaya çıktıktan sonra Minerva’nın baykuşu kanatlarını açar ve uçmaya hazırlanır. Hegel bu metaforu ünlü eserine yazdığı önsözde şu şekilde belirtir.

“Dünyanın nasıl olması gerektiğini öğrenmek iddiası üzerine bir söz daha söyleyelim: Felsefe bu konuda daima geç kalır. Dünyanın düşüncesi olarak felsefe, ancak realite oluşum sürecini işleyip bitirmiş olduğu zaman ortaya çıkar. Kavramın öğrettiğini tarih aynı zorunlulukla gösterir. Ancak varlıkların olgunluk çağındadır ki, ideal reel’in karşısında boy gösterir ve aynı dünyayı, cevheri içinde kavradıktan sonra, onu bir fikirler alemi şeklinde yeniden inşa eder. Felsefenin soluk rengi solgun zemine vurduğu zaman , hayatın tezahürü ihtiyarlık günlerini tamamlıyor demektir. Felsefenin soluk rengiyle o gençleştirilemez, sadece bilenebilir. Minerva’nın baykuşu, ancak gün batarken uçmaya başlar.”

Minerva nın baykuşu özgürce uçtukça akıl ancak gerçeği bilebilir. Pratik soyut bilgi bu şekilde somutlaşacak ve soyuttan somuta giden, ideolojinin pusu kurduğu kırılgan yolda Minerva’nın baykuşu karanlıkta göremeyen insanlık için tek rehber olacaktır.

Düzenlenmiştir.

Posted in: ONKOLOJİ

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s