Müzik ve Otizm

Otizm, yaygın gelişimsel bozukluklar içinde en iyi tanınan ve en çok araştırma yapılan bozukluk tipidir. Sosyal ilişkilerde uyum zorluğu, dil ve iletişim alanlarındaki eksiklikler, sürekli tekrarlayan davranışlar, sınırlı ilgi ve takıntılarla ortaya çıkar. Doğuştan olabildiği gibi küçük yaşta da ortaya çıkabilir, yaşam boyu devam eder. Otizmin yaşam boyu devam eden bir bozukluk olması, bireyin sosyal etkileşimi başta olmak üzere, dış dünyayı algılamasını, duygu ve düşüncelerini ifade etmelerini engeller.

2014 yılı Dünya Sağlık Örgütü verilerine her 68 doğumda 1 çocuğun otizmli olduğu dikkate alındığında, onların aileleri, akrabaları, okul vb. diğer sosyal ortamlarda birlikte oldukları arkadaşları ve eğitimcilerini düşündüğümüzde toplumun büyük kısmını etkileyen gelişimsel bir bozukluktur. Geçmişten bu yana görülme oranlarına bakıldığında gelecekte toplumun çok daha fazla bir kesimini etkileyeceği öngörülmektedir.

Bu anlamda otizmli bireylerin toplumun bir parçası olarak bizlerle yaşamaya devam edeceği, toplum için daha çok kişiyi etkileyeceği düşünüldüğünde; sosyal hakları, eğitim sorunları, aileden bağımsız yaşayabilmesi için yaşam evleri vb. çalışmaların yapılması, iş olanaklarının sağlanması yönünde yapılan toplumsal çalışmalar ve duyarlılığın oluşturularak farkındalığın artması önem taşımaktadır.

Gelişimsel geriliğe neden olan etmenlerden biri olan otizm, genellikle yaşamın ilk üç yılında ortaya çıkar. Tanılanması veya önceden tahmin edilmesi çok zor olan otizmin etkileri yetişkinlik döneminde de devam edebilmektedir. Üç yaşına kadar tanılanması kritik olan otizmde iki farklı durumdan bahsedilebilir. Bazı çocuklar 8. aydan önce bile gelişimsel gerilikle birlikte otizm özelliği gösterebilmektedir. Diğerleri ise normal bir gelişimsel süreci yaşarken 2 yaşın sonlarında var olan becerilerinde gerileme göstermekte veya bu becerileri kaybetmektedir. Özellikle iletişim becerileri, dil becerileri ve konuşma becerilerinde gerileme görülmektedir. Örneğin, konuşabilen bir çocuk konuşmamaya başlayabilir, taklit becerilerini gerçekleştirmeyebilir veya çevresindekilerle iletişim kurmaktan vazgeçebilir.

Otizmli bireylerin problem davranışlarının ortadan kaldırılması veya minimuma indirilmesi, onların sosyalleşmelerine olanak tanıyarak sosyal hayata kazandırılmalarıyla mümkün olmaktadır. Çocuğun sosyalleşmesiyle birlikte mutlu olması hem onun hayatını hem de ailesinin yaşantısını kolaylaştırır.

Otizmin en önemli bulgularından bir tanesi sosyal gelişim problemidir. Otizmli çocuklar, çevrelerine karşı ilgisizdir. Kucağa alınma, sarılma, dokunma gibi bir fiziksel temastan genellikle hoşlanmazlar. Sosyal etkileşimi kendileri başlatmazlar ve iletişimi devam ettiremezler. Göz teması olmaması, yaşıt¬ları ile gelişimsel düzeylerine uygun ilişkiler geliştirememesine neden olur. Bu da sosyal etkileşim alanındaki en önem¬li belirtiler olarak görülür. İlgilerini çevrelerindeki kişiler ile kendiliklerinden paylaşmazlar ve duygusal karşılık veremezler. Zaman içinde özellikle yüksek fonksiyonlu otizmlilerin ilişki kurmalarında artış olmasına karşın sosyal davranışları uygun olmayan bir şekilde devam eder.

Otizmli bireylerin topluma olan entegrasyonu, sosyal hayata kazandırılmaları, otizmden kaynaklı problem davranışların azaltılması ve kontrol altına alınmasında müzik etkili bir araçtır. İşitsel bir uyaran olarak müzik, otizmli çocukla iletişim kurmak için de önemlidir. Dış seslere karşı tepkisiz kalan bir çocuk, müziksel seslere karşı aşırı duyarlılık gösterebilir. Duyular arası bir bütünlük kurmak için müzik kullanılabilir.

Brunk (1999), müziğin otistik çocukların iletişiminde ve eğitiminde eşsiz bir yol olduğunu, tedavi ve öğrenim aracı olarak etkililiğinin iki farklı terapi ve eğitim çerçevesi sağlayabilme yeteneğinden geldiğini söyler. Müzik tutarlı, kararlı ve tahmin edilebilir bir çevre oluşturur. Güncel bir şarkının melodisi, armonisi ve ritmi, stresli ya da yabancı bir ortamda çocuğun rahat etmesine yardımcı olur. Müzik aynı zamanda sınırsız bir esneklik de sağlayabilir. Zaman zaman çocukla birlikte değişir, çocuğun davranış ve duygularını yansıtabilir.

Otizmli çocukların ve gençlerin müzik aracılığıyla sosyalleşmelerini sağlamak için kurulan İZOT İzmir Otizm Orkestrası ve Korosu; otizmli bireylerin kendilerine olanak verildiğinde neler yapabileceklerini göstermek, ailelere motivasyon sağlamak ve farkındalık yaratmak önem taşımaktadır. Otizmli bireyler yapılan toplu müzik çalışmalarıyla; sosyalleşmeleri yönünde büyük bir adım atarken, boş zamanlarının değerlenmesiyle birlikte kimisinde problem davranışlar kısmen azalır, kimisinde de müzikle ilişkilendiği süre içinde tamamen ortadan kalkar. Ayrıca seyirci karşısında performans sergilemeleriyle birlikte de özgüvenleri gelişir.

Otizmli çocukların topluma olan entegrasyonu, sosyal hayata kazandırılmaları, kendilerine olanak verildiğinde neler yapabileceklerini göstermeleri ve otizmin farkındalığına katkıda bulunmak için kurulmuş İZOT, zaman içinde aileleri daha çok motive eder hale gelmiştir. Bu durum neden aile sorusunu gündeme getirse de önemli bir amaca hizmet etmektedir. Çocuğunun otizmli olmasından dolayı toplum içinde birçok sorun yaşayan aile zaman içinde yıpranmaktadır ve büyük bir umutsuzluk içinde yaşamaktadır. Dolayısıyla bu psikoloji çocuğun hayatını da olumsuz etkilemektedir. Aile sosyal hayat içinde motive edilip, yalnız olmadığı duygusunu tadarak, bir sosyal grup içinde sıkıntılarını paylaşabileceği insanlar ile birlikte olduğunda sosyalleşme süreci gerçekleşmeye başlar. Bu anlamda İZOT’un önemi apaçık ortadadır.

Dr. Orçun Berrakçay

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s