Sen mühimsin

Başka insanlarla yakınlık kuramıyorsanız, bunun nedeni içinizdeki çocuğa nasıl yaklaşacağınızı bilmemenizdir. içinizdeki çocuk korkmuştur ve incinmiştir. İçinizdeki çocuğu yalnız bırakmayın.

İncelemeye başlamak istediğimiz temel konulardan biri, içinizdeki unutulmuş olan çocuğu iyileştirmektir. Çoğumuz, o içimizdeki çocuğu uzun zamandır ihmal ediyoruz.

Kaç yaşında olduğunuz fark etmez; hepinizin içinde sevgiye ve kabullenilmeye ihtiyaç duyan küçük bir çocuk vardır. Bir kadınsanız, kendi ayaklarınızın üzerinde durmanız fark etmez, içinizde son derece nazik ve yardıma ihtiyaç duyan küçük bir kız vardır; bir erkekseniz, ne kadar maço olduğunuzun bir önemi yoktur, içinizde sıcaklık ve şefkate muhtaç küçük bir erkek çocuğu vardır.

Geçtiğiniz her yaş içinizdedir; bilinçaltınızda ve hafızanızda. Çocukluğumuzda, bir şey ters gittiğinde, kendimizde bir terslik olduğuna inanma eğilimindeydik. Çocuklar, doğru şeyler yaparlarsa ebeveynlerinin onları seveceklerine ve cezalandırmayacaklarına veya dövmeyeceklerine inanırlar.

798EA9FA-3759-4821-AD10-759CDE288BD0.jpegDolayısıyla, çocuk bir şey istediğinde ve onu elde edemediğinde, şöyle inanır: “Yeterince iyi değilim. Kusurluyum.” Yaşımız büyüdükçe, benliğimizin belli parçalarını ihmal eder ve dışlarız.
Hayatlarımızın bu noktasında tam şu anda, kendimizi yeniden bütünleştirmeye ve kimliğimizin her parçasını kabullenmeye başlamak zorundayız; bütün o aptalca şeyleri yapan, gülünç görünen, korkan, aptalca ve komik davranan, yüzüne yumurta yapışan o parçaları. Kısacası, benliğimizin her parçasını.
Yaklaşık olarak beş altı yaşlarımızdayken yoldan çıktığımıza inanıyorum. Kendimizde bir sorun olduğunu düşündüğümüz için bir karar veriyoruz ve içimizdeki çocukla bağlantımızı kaybediyoruz.
Ama içimizde bir ebeveyn de var. Bir çocuğunuz, bir ebeveyniniz var ve çoğu zaman ebeveyn çocuğu azarlıyor; hem de neredeyse hiç durmadan. Eğer içsel konuşmalarınızı dinlerseniz, o azarları duyabilirsiniz. Ebeveynin neyi yanlış yaptığınızı veya nasıl yeterince iyi olmadığınızı söylediğini duyabilirsiniz.
Bunun sonucunda, kendi içimizde bir savaş başlatırız ve ebeveynlerimizin bizi eleştirdiği gibi kendimizi eleştirmeye başlarız. “Sen aptalsın. Yeterince iyi değilsin. Bir türlü doğru yapamıyorsun. Yine berbat ettin!” Bu bir alışkanlığa dönüşür. Yetişkinliğe ulaştığımızda, çoğumuz içimizdeki çocuğu bir kenara atarız veya eleştirilmeye alıştığımız şekilde çocuğu eleştiririz. Bu kalıbı defalarca tekrarlarız.

Bir defasında, içimizdeki çocuğu iyileştirmekle ilgili çok sayıda başarılı kitap yazan John Bradshaw’un her birimizin yetişkinliğe ulaştığımızda 25,000 saatlik ebeveyn kasetine sahip olduğumuzu söylediğini duymuştum. Sizce o kasetin kaç saatlik kısmı size ne kadar harika olduğunuzu söylüyor? Ne kadarı size sevildiğinizi, zeki ve başarılı olduğunuzu söylüyor? Yapmayı istediğiniz her şeyi yapabileceğinizi ve ileride en büyük insanlardan biri olacağınızı? İşin gerçeği, o kasetin kaç saatlik bölümü çeşitli şekillerde size “Hayır, Hayır, Hayır,” diyor?
Kendimize bu kadar sık hayır veya olmalı dememize şaşmamak gerek. O eski kasetlere tepki veriyoruz. Ama onlar sadece kasettir, varlığınızın gerçekliği değildir. Sadece yanınızda taşıdığınız şeylerdir; silinebilir veya yeniden kaydedilebilirler.
Kendinize korktuğunuzu söylediğiniz her seferinde, korkan kişinin içinizdeki çocuk olduğunu anlayın. Aslında korkan kişi yetişkin değildir ama yetişkin, çocuğun yanında değildir. Yetişkin ve çocuğun, birbirleriyle ilişki kurmaları gerekir. Yaptığınız her şey hakkında birbirleriyle konuşmalıdırlar. Bunun kulağa saçma geldiğini biliyorum ama işe yarıyor. Ne olursa olsun, asla kaçmayacağınızı veya arkanızı dönmeyeceğinizi çocuğun bilmesini sağlayın. Daima orada, yanında olacak ve onu seveceksiniz.
Örneğin, çok küçükken bir köpekle kötü bir deneyim yaşadıysanız; sizi korkutmuş veya ısırmış olabilir ve şimdi yetişkinliğe ulaşmış, iri ve güçlü bir bedene kavuşmuş olmanıza rağmen içinizdeki küçük çocuk hâlâ köpeklerden korkuyor olabilir. Sokakta orta büyüklükte bir köpek görürsünüz, normalde size zarar verme olasılığı pek yoktur ama içinizdeki küçük çocuk paniğe kapılır ve “KÖPEK!!!” der, “Canım yanacak!” Bu, içinizdeki ebeveynin o çocuğa “Sorun yok, ben artık yetişkinim,” demesi için uygun bir zamandır. “Ben seninle ilgileneceğim, seni koruyacağım ve köpeğin senin canını yakmasına izin vermeyeceğim. Artık korkmana gerek yok.” içinizdeki çocuğa bu şekilde ebeveynlik yapmaya başlayın.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s