Author Archives: Dilek Orbatu

Hoşgeldin Bebek

Varoluşumuzun mucizelerinden olan yeni bir canın ilk ağlamasıyla dünyaya gelmesi ailelerin heyecanla beklediği özel anlardandır.

Anne ve baba bebeklerini kucakladıklarında birçok duyguyu aynı anda yaşarlar. Mutluluk ,korku, heyecan, endişe biraradadır. Ağlayan ve talep eden bir canlı ile başbaşadırlar. Zor ve keyifli bir yolda pratik yapma şansı olmadan ,sadece bilinenlerle ,okuduklarınızla, söylenenlerle telafisi olmaksızın ilerlemeniz gerekmektedir. Hassas ,incinebilir ve ihtiyaçları olan bebeğinizle başbaşa kaldığınızda ,kendinizi yetersiz ve çaresiz hissedebilrsiniz.Panik halinde ne yapacağını bilemeyen bir durumda olabilirsiniz. Anneler,bebeğin bakımı ve emzirme ile ilgili yeterliliğe sahip olmadan hastaneden taburcu olmamalıdırlar. Yenidoğan bebekler ilk yarım saat içerisinde doğum odasında emzirilmelidir. İlk temasınızla birlikte bebeğinizle tam bir uyum içerisinde olduğunuzu görecek, kokusuyla büyülenecek ve yaşamın akışında harika bir yolculuğa çıktığınızı göreceksiniz. Emzirme ,gazını çıkarma ,bezini değiştirme ,uyutma şeklinde 3 saatte bir döngüler zaman zaman uykusuz ,yorucu ve umutsuzluğa sürükleyen bir süreç olabilir. Ancak bu süreçte ne kadar hızlı büyüdüğünü ve tepkilerinin geliştiğini , yüzüne yayılan bir gülücükle dünyanızın aydınlandığını gördükçe ,yorgunluk ve uykusuz geceler birden yerini neşe ve sevince bırakacaktır. Kendinizi Kolik ağrıları olan bebeğinizi gecenin bir yarısında arabanızla gezdirirken sokaklarda bulabilirsiniz. Diğer taraftan sosyal yaşamınızı değişterecek şekilde enfeksiyonlara açık yenidoğan döneminde ziyaretçi sayısını ve sıklığını kısıtlamanız gerekecektir. Yenidoğan dönemi enfeksiyonları yatarak tedavi gerektirecek hayati riskler taşımakta olup, hastane enfeksiyonları açısından da sağlığını tehdit eder durumda bırakabilecektir.

Yaşamın mucizesi yeni bir canlı ,büyümek ,gelişmek ve sağlıklı bir birey olabilmek adına size muhtaçtır.

Bu zorlu yolda yürürken asla yalnız değilsiniz. Çocuk Hekiminizle berabersiniz. Haftalık yazılarımla ,küçük mucizelerinizin büyümesine destek olup, sorularınızı cevaplayacağım. Sağlıkla ,güvenle ,güncellenmiş bilgilerle birlikteliğimize devam edeceğiz.

Çocuk Hekiminiz hayatınızın en önemli seçimlerindendir.

Birlikte büyütelim, büyüyelim.

Saygılarımla,

Dr.Dilek Orbatu

1881- ♾

10 Kasım Atatürk vefat ettiğinde Milano’da bulunan yakın arkadaşı Asaf İlbay anlatıyor:

“Galaripa de Campari gazinosundaki hoparlör, ulu Atatürk’ün ölümünü ilan ediyordu!

‘Boğazların sahibi96CCABB8-EA57-434D-9F5A-8FF32713F3EE Atatürk, 10 Kasım 1938 günü saat dokuzda, gözlerini hayata kapamış, ebediyete kavuşmuştur’ diye acı acı haykırıyordu.

Ecnebi diyarında idik. Bu matemli günde bizi teselli edecek kimse yoktu. Derhal biletlerimizi aldım ve sabah treni ile Türk milletinin elemini yakından paylaşmak ve son vazifeyi yapmak üzere İstanbul’a hareket ettim.

İstasyonda bir Türk arkadaş, sabah çıkan gazetelerden birisinde, bir İtalyan profesörünün Atatürk’e dair yazdığı bir yazıyı bana tercüme ediyordu.

Yazı şöyle başlıyordu:

‘Sezar, İskender, Napolyon
ayağa kalkınız, büyüğünüz geliyor.’”

Kaynak: Asaf İlbay,
Çocukluk Arkadaşım Atatürk

Bilge’ye sormuşlar:

25D76095-519A-44D0-AA24-2D7786D7A4B1.jpeg

Zehir nedir?
İhtiyacımızdan fazla olan her şey zehirdir. Bu, güç olabilir veya tembellik, yiyecek, ego, hırs, kendini beğenmişlik, korku, öfke ya da herhangi bir şey.

Korku nedir?
Belirsizliği kabul etmemektir. Belirsizliği kabul edersek eğer, macera haline gelir.

Kıskançlık nedir?
Diğerlerinin iyiliğini kabul etmemektir. Eğer onların iyi durumlarını kabul edersek, ilham haline gelir.

Öfke nedir?
Kontrolümüzün dışında olan şeyleri kabul etmemektir. Kabul edersek, esneklik ve hoşgörüye dönüşür.

Nefret nedir?
İnsanları oldukları gibi kabul etmemektir. Eğer koşulsuzca kabul edersek, sevgiye dönüşür.”

Yaşayın

Kendimi her zaman mutlu hissederim.
Neden biliyor musunuz?
-Çünkü kimseden bir şey ummam.
-Beklentiler daima yaralar.
-Hayat kısadır. Öyleyse hayatınızı sevin.
-Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin.
-Sadece kendiniz için yaşayın ve,
-Konuşmadan önce dinleyin,
-Yazmadan önce düşünün,
-Harcamadan önce kazanın,
-Dua etmeden önce bağışlayın,
-İncitmeden önce hissedin,
-Nefret etmeden önce sevin,
-Vazgeçmeden önce çabalayın,
-Ölmeden önce yaşayın.

Shakespeare2EB5A120-3E1C-4B34-ABA3-468ADF74F6D9.jpeg

Dostluk ateşi

”Para sıkıntısı çeken bir adam, patronundan yardım ister. Patron ise onunla iddialaşır: eğer bir dağ başında bütün bir gece tek başına kalabilirse büyük bir ikramiye alacaktır. Yok başaramazsa o zaman patrona bedava çalışacaktır. Dükkandan çıkarken dışarıda buz gibi bir rüzgar estiğini görür. İçine bir korku düşer ve iddiaya girmekle bir delilik yapmadığından emin olmak için en iyi arkadaşı Aydi’ye akıl danışmaya karar verir.

Aydi biraz düşündükten sonra cevap verir; “Sana yardım edeceğim. Yarın sabah dağın tepesine çıkınca hep ileriye bak. Ben komşu dağda senin için harlı bir ateş yakıp bütün gece bekleyeceğim. Ateşi seyret, arkadaşlığımızı düşün, için ısınsın. Sen istediğini elde edeceksin, sonra benim de senden bir isteğim olacak.”

İşçi iddiayı kazanır, parasını alır ve sonra arkadaşının evine gider: “Benden bir şey isteyecektin.”

Aydi karşılık verir: “Evet, ama derdim para değil. Söz vereceksin, eğer günün birinde hayatımda buz gibi bir rüzgar eserse sen de benim için dostluk ateşini yakacaksın.”

Paulo Coelho 07AB2327-825C-4348-B017-0111D5C647CE / Dostluk Ateşi

Ümit Hırsızları

OLUMSUZ DÜŞÜNEN İNSANLARI DUYMAYIN

Günlerden bir gün …
kurbağaların yarışı varmış…
Hedef,
çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış……..
Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını
seyretmek için toplanmışlar….

Ve yarış başlamış…
Gerçekten seyirciler arasında
hiçbiri yarışmacıların kulenin
tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş….
Sadece şu sesler duyulabiliyormuş:
“Zavallılar…..!
Hiçbir zaman başaramayacaklar…!”

Yarışmaya başlayan kurbağalar;
kulenin tepesine ulaşamayınca,
teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar… İçlerinden sadece bir tanesi,
inatla yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş…..
Seyirciler bağırıyorlarmış:

“…Zavallılar….!
Hiçbir zaman başaramayacaklar….!..
“Sonunda;
bir tanesi hariç,
diğer kurbağaların hepsinin
ümitleri kırılmış ve bırakmışlar….

Ama kalan son kurbağa;
büyük bir gayret ile mücadele ederek,
kulenin tepesine çıkmayı basarmış….. Diğerleri hayret içinde;
bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler……

Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş..
Bu işi nasıl başardın diye…..!!!
O anda farkına varmışlar ki;
kuleye çıkan kurbağa
sağırmış….!

Olumsuz düşünen insanları,
duymayın…..
Onlar,
kalbinizdeki ümitleri çalarlar….8D607F5E-F687-488B-AAFF-074DF0AC8568

İyileştiren sevgi

İyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın
Seni tüm zaaflarınla hatalarınla kabul eden
Tüm korkularınla bilen
Hesapsızca ve sorgusuz
Şartsız ve koşulsuz
Bencilce olmayan
“Benim” den önce senin olan
Onaylamasa da kabul eden bir yumuşaklıkta
Kalbinin içi kadar bir uzaklıkta
Sonuçta değil süreçte iyi gelen
İyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın.
Düşüncesi bile gülümseten
Omuzlarındaki tüm yüklerinden seni azad eden
Keder değil yaşama sevinci veren
Tüm yaralarını kendi bile fark etmeden saran
İyileştiren iyi gelen sevgilere ihtiyacı var insanın.
Beklentileriyle yormayan fazla soru sormayan
Yanında sen gibi sen olduğun
Tüm yanlış bildiklerini unuttuğun
Hiçbir hesap yapmadığın yapamadığın
İyi gelen iyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın.
Seni kalıplar içine sıkıştırmayan
Tüm kayıp taraflarını bakışlarıyla bulduran
En beceriksiz taraflarını
Sevimli bir çocuğun yaramazlığı gibi görüp Seni sevmeye daha da sarılan
İyileştiren iyi gelen sevgilere ihtiyacı var insanın.E84B43A7-A0F5-42CE-9E0F-081844D48B39

« Önceki Yazılar