Author Archives: Dilek Orbatu

2 şey

Hayatta önemli olan Iki sey !

İKİ ŞEY ! ‘Kalitesiz Insan’in özelligidir:
1- Sikayetçilik
2- Dedikodu

İKİ ŞEY ! çözümsüz görünen problemleri bile çözer:
1- Bakis açisini degistirmek
2- Karsindakinin yerin…e kendini koyabilmek

İKİ ŞEY ! yanlis yapmani engeller:
1- Sahis ve olaylari akil ve kalp süzgeçinden geçirmek
2- Hak yememek

İKİ ŞEY ! kisiyi gözden düsürür :
1- Demagoji (Laf kalabaligi)
2- Kendini agira satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)

İKİ ŞEY ! insani ‘Nitelikli Insan’ yapar:
1- Iradeye hakim Olmak
2- Uyumlu Olmak

İKİ ŞEY ! ‘Ekstra Deger’ katar:
1- Hitabet ve diksiyon egitimi almak
2- Anlayarak hizli okumayi ögrenmek

İKİ ŞEY ! geri birakir:
1- Kararsizlik
2- Cesaretsizlik

İKİ ŞEY ! kasif yapar:
1- Nitelikli çevre
2- Biraz delilik

İKİ ŞEY ! ömür boyu bosa kürek çekmemeni saglar:
1- Baskin yetenegi bulmak
2- Sevdigin isi yapmak

İKİ ŞEY ! basarinin sirridir:
1- Ustalardan ustaligi ögrenmek
2- Kendini güncellemek

Iki sey basariyi mutlulukla beraber yakalamanin sirridir:
1- Niyetin saf olmasi
2- Ruhsal farkindalik

İKİ ŞEY ! milyonlarca insandan ayirir:
1- Sorunun degil, çözümün parçasi olmak
2- Hayata ve her seye yeni (özgün, orijinal, farkli) bakis açisiyla
yaklasabilmek

İKİ ŞEY ! gelismeyi engeller:
1- Asirilik (mübalaga, abarti, ifrat)
2- Felakete odaklanmis olmak

İKİ ŞEY ! çözüm getirir:
1- Tebessüm (gülümseme)
2- Sükut (susmak)

İKİ ŞEY ! degeri kaybedilince anlasilir:
1- Anne
2- Baba

İKİ ŞEY ! geri alinmaz:
1- Geçen zaman
2- Söylenen söz

İKİ ŞEY ! ulasmaya degerdir:
1- Sevgi
2- Bilgi

İKİ ŞEY ! “hayatta önemli olan her sey” içindir:
1- Nefes alabilmek
2- Nefes verebilmekAAB31394-7ECE-4785-9B9A-EAA7FF2EBBDA

Kaya

Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı,
kaya yontmaktadır….
Güneş onu yakıp kavurur….
O da Tanrıya yakarır keşke güneş olsaydım diye….
“Ol” der Tanrı…
Güneş oluverir….
Fakat bulutlar gelir örter güneşi,
hükmü kalmaz.
Bulut olmak ister….
“Ol” derTanrı bulut olur…
Rüzgar alır götürür bulutu,
rüzgarın oyuncağı olur….
Rüzgar olmak ister bu kez….
Ona da “Ol” der Tanrı…
Rüzgar her yere egemen olur,
fırtına olur kasırga olur….
Herşey karşısında eğilir….

Tam keyfi yerindeyken,
koca bir kayaya rastlar…
Ordan eser burdan eser,
kaya banamısın demez…!
Bildiniz,
Tanrı kaya olmasına da izin verir….
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı…

Sırtında bir acı ile uyanır…
Bir ihtiyar taşçı kayayı yontmaktadır…..930BB582-2A06-460C-965D-D6A2A7C6A958

Elime para geçince

Örtmenim dedi, size bir şey diyecem. Bugün defterlere bakacaksınız ya… Kaplamamızı söylemiştiniz. Ben üçünü kaplayabildim. Elime para geçince kap kağıdı alıp öbürlerini de kaplayacağım. Öylece kalakaldım. Sekiz yaşında bir kız çocuğu… Elime para geçince…” Onun yaşında bir öğrencinin göstereceği mazeretler belliydi: Unuttum, babam kap almadı, yarın kaplayacağım vs… Emine’ nin cümlesi kendi sorumluluğunu bizzat kendisinin taşıdığını gösteriyordu. Ailesi köyde yaşadığı için, dedesiyle kalıyor, her işini kendisi görüyordu. Defterlerinden yalnızca Emine sorumluydu. Ve biliyordum ki dediğini yapacak, kimseden bir şey beklemeksizin eline geçen ilk parayla defterlerini kaplayacaktı.

Filiz Aygündüz – Kaç Zil Kaldı Örtmenim17DD9110-05E6-4F35-A5F4-10220603572F

Kırlangıç🍂

752E1790-19F0-4D10-8DBB-7A973FE473B5.jpeg Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş. Penceresinin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra… Küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş.
Tık…Tık…Tık.

Adam cama bakmış. Ama içeride kendi isleriyle uğraşıyormuş. Bir meşgulmüş, bir meşgulmüş! Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir kırlangıç!

Heyecanlı kırlangıç, telasını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:

– Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedeni’ni, niçin’ini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.
Adam birden parlamış.
– Yok daha neler?
– Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz, alamam! demiş. Gerekçesi de pek sersemceymiş:
– Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu?
Kırlangıç mahcup olmuş. Başını önüne eğmiş. Ama pes etmemiş bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş.
– Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam. Adam kararlı, adam ısrarlı:
– Yok, yok ben seni içeri alamam demiş, lafı kısa kesmiş:
– İşim gücüm var, git başımdan!

Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş:
– Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç su pencereyi al beni içeri. Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın! Yalnızlığını paylaşırım demiş.
Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş. Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş.
– Ben yalnızlığımdan memnunum demiş.
Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş. Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, basını önüne eğmiş, çekip gitmiş. Yine aradan zaman geçmiş. Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş:
– Hay benim akılsız başım demiş.
– Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Simdi böyle kös kös oturacağıma, keyifli vakit geçirirdik birlikte.
Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş:
– Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim.
Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış. Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş. Ama… Onunki hiç görünmemiş! Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna.
Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş. Olanları anlatmış. Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:
– Kırlangıçların ömrü altı aydır…

Hayatta bazı fırsatlar vardır, sadece bir kez elinize geçer ve değerlendiremezseniz uçup gider. Hayatta bazı insanlar vardır, sadece bir kez karsınıza çıkar, değerini bilemezseniz kaçıp giderler. Ve asla geri gelmezler.
Dikkatli olun…
Farkında olun…
Ve bir düşünün bakalım:

– Acaba siz bugüne kadar pencerenizden kaç kırlangıç kovaladınız?🦋

Benzinci Kör Hafız

F814A180-8866-4180-86EC-DC4DD38EAB68

Gerçek bir İzmirliydi. Kemeraltı Çarşısı’nda seyyar satıcı olarak 60 yıl boyunca çakmaklara benzin satarak geçindi. İzmir’in ve tüm Ege Bölgesi’nin en hareketli çarşısında Benzinci Kör Hafız ismiyle tanınıyordu. Asıl adı Mustafa Ayrıközü’ydü, 1902 yılında İzmir’de doğmuştu. Tıbbiye’de öğrenciydi, mezun olup yaşamını hekim olarak sürdüreceğini hayal ederken vatan savunması için Antep’e asker olarak gönderilmişti.
İşgal altındaki Antep’te Fransızlar’a karşı savaşırken sağ gözünü kaybetmiş Ardından Musul iline gönderilmiş. Musul’u da İngilizler işgal etmiştir. O cephede de İngilizler’e karşı savaşırken, bu kez sol gözünü kaybeder. İki gözünü de kutsal bildiği vatan topraklarını savunurken kaybeden İzmirli Tıbbiye öğrencisi Mustafa Ayrıközü, memleketi İzmir’ine döner ve okuluna devam edemez. Kemeraltı Çarşısı’nda 60 yıl sürecek olan seyyar satıcılığa böyle başlar.
Kentimizin en büyük çarşısının böylesi bir simge kişisini nasıl unuturuz? Benzinci Hafız, 1997 yılında hür vatan topraklarında yoksulluk içinde göçüp gitmiştir.

Kendimize dürüst olalım

▪️Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir.
Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir.

▪️Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur.Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır.

▪️Kabullen.
Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır.

▪️Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar.

▪️Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.

▪️Çözümler Bul.
Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler.

▪️Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir.

▪️Biz ne düşünüyorsak oyuz.

▪️Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.

▪️Güven.
Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz. Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır.

▪️Hayatı Üzgün Yaşama.
Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir.

▪️Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. “İyi mizah bizi doktorun elinden korur”.

▪️Mutluluk sağlık ve terapidir.

Dr. Dráuzio Varella9747C2D8-680E-4ABF-BA68-1E29D1BC0429

« Önceki Yazılar