Bilim ve Felsefe Kulübü

bilim ve felsefe Bertrand Russell

 

 

Reklamlar

6 Comments

  1. Muhtemelen insanlığın ortaya çıkışı ve çevresini merak etmesiyle başlayan bir kavram olan bilim ve bilimsel merak yüzyıllar boyu insanın kendisini ve çevresini tanıma, tanımlandırma çabaları ile bugünlere geldi.

    İnsanlığın bilinmeyen geçmişinde belki onlarca medeniyet kuruldu, tepe noktalarına geldi ve hep var olan hırsı yüzünden tepetaklak geriye gitti yahut bir felakete sebep olarak kendi sonlarını hazırladılar. Tabi bu konuda bilgimizi eski efsaneler ve mukaddes dinlerin kutsal kitaplarından öğrenebiliyoruz. Hepsinde o kadar çok ortak nokta var ki, eski medeniyetlerin belirli bir teknolojik düzeyi yakalamış olmalarıyla ilgili bilgiler doğru olmalı.

    Peki bu kadar medeniyet en üst seviyeleri yakalayıp ardından kendi sonlarını hazırlamış ve en sonunda tarih tekerrürden ibaret deyimi bu kadar yerleşmiş. Sanırım insanoğlunun merak ve keşfetme duygusunun neredeyse sınırları yok, bu şekilde insan hızla kalkınıp seviyesini en üstlere taşırken köklerinde olan o kendine saklama en tepede olma duygusu ile diğerlerinin üstüne çıkma duygusu onun sonunu hazırlıyor ve herseferinde yeniden baştan başlamak zorunda kalıyoruz. Hızla çoğalarak, kaynakları tüketiyor, ardıllarımızın yaşam kaynaklarını yok ediyoruz. Sanırım bu hızla yeniden bir tekrar başlama sürecine gireceğiz, kutuplar hızla erirken, ormanlar hızla tüketilirken, verimli alanlar gereksiz gösteriş ürünü devasa binalarla doldurulur ve hırsımızla yeni savaşlar çıkarırken bu sonuç kaçınılmaz olacak.

    Ben bu yazıyı bir giriş yazısı olarak yazmayı düşündüm, tüm herkesin bilim hakkındaki görüşlerini, nasıl olması gerektiğini, bilimin hedeflerinin neler olması gerektiğini merak ediyorum. Unutmayalım ki çözüm üretmedikçe sorunun bir parçası da biziz, saygılarımla…

    Beğen

  2. Aslında hastalığın bir felsefesi olduğunu düşünüyorum…
    Oyle güzel kazanımlarınız oluyor ki hayatta…
    Bir duşünün Ca oldugumu ogrendikten ve kemoterapi almaya basladıktan sonra ebru sanatiyla taniştım ve profesyonel olarak fotoğraf cekmeye başladım…
    Bence bulunduğumuz her kötü durumun bize getirdiği yeni kazanımlarla mutlu olmayı bilelim…
    Sevgiler…

    Beğen

  3. Sanıyorum, insan uygarlığı Matrix filminde Neo ile mücadele eden yazılım-program-robot tarafından söylendiği gibi bir virüs gibi davranıyor. Yaşadığı organizmanın kaynaklarını kontrolsüz olarak çoğalıp tamamen tüketiyor. Oysa yaşam, dünyada oksijen ve azot döngüsü sayesinde oluşabildi. Bu döngünün varlığı ve devamı ile yaşam mümkün olabilecek. Kaynakların tükenmesi ile çoğalma da bir noktada duracak. Virüs enfeksiyonu açısından bakarsanız bu organizmanın hastalanması ve ölmesi demektir. Virüs, kendi yaşama içgüdüsüne uygun olarak hareket ederek, çoğalmış ama kendi sonunu getirmiştir.
    Ancak bir diğer bakış açısı ise, dünya tarihinde jeolojik açıdan oluşmuş ve buzul çağı, kuraklık ile sonuçlanan büyük felaketlerin hemen tamamı yaşayan organizmalarla ilişkili değildir. Bunların en sonuncusu ve dinozorların yokolduğu buzul çağının meteor yağmuru ve büyük toz bulutu ile ilgili olabileceği düşünülüyor. İnsanoğlunun yeryüzüne egemenliği ve megalomanisi sebebiyle, dünyayı yok edebilecek bir gücümüzün olduğunu sanıyor olabiliriz.
    Bütün büyük felaketler türlerin önemli bir kısmını yok etmiştir. Ancak, daha güçlü türlerin hayatta kalmasını sağlamıştır. İnsanoğlunun egemen olduğu son dönemde buna örnektir.
    Dolayısıyla, son buzul çağı, dinozorlar için bir felaket, insanoğlu için bir fırsat olmuştur. Bu durum kendi hayatımız içinde geçerlidir. Hayatımızı tehdit eden bir hastalık, içimizdeki sanatçının doğmasnı sağlayabilir.

    Doğum ve ölüm, anlamamız gereken büyük dalgalanmalar. Zaman var ise, doğum da ölüm de vardır ve gereklidir. Yoksa yaşamın döngüselliği bozulur. Hepimiz bir gün yaşlanacak, hastalanacak ve öleceğiz. Böylece başkalarına yer açılacak. Geldiğimiz gibi çıplak terkedeceğiz. Zamanın ötesine geçmenin yolu bence iyilik ve güzellik. En kestirme biçimi de bilim ve sanattır…

    Beğen

  4. Bilim ve Felsefe İlişkisi

    Bilim felsefinin sistemleştirilmiş halidir. Bilim mantığa ve gerçeklere dayanarak dünyayı anlamaktır, anlamlandırmaktır. Mantığı ve gerçekleri ona felsefe sağlar. Felsefeden doğduğu için ondan daha dar kapsamlı, ama çok daha etkilidir. Çünkü yoğun bir felsefe içerir.

    Düşünme sürecinde çağımızdaki en üst noktadır bilim. Önce araştırır, gözlem yapar, kaydeder; kısacası bilgi toplar. Sonra bu bilgiler üzerinde düşünür, felsefesini yapar. Gerçekleri arar ve onların diğer bilinen gerçeklerle çelişmezliğini sınar, yani mantığı kullanır. Olasılıklarını ortaya koyar bunu yaparken gene felsefeden faydalanır. Sonra ulaştığı gerçeklere dayalı sonucunu paylaşır. Sonucun doğru ya da yanlış olması bilimin ilgi alanında değildir. Onun kararını felsefe verecektir. Bu nedenle felsefe daha kapsayıcıdır.

    Bilim yeniliğe ve gelişime hizmet etmelidir. Bilimin amacı varlığı anlamanın yanında, anladıklarından yola çıkarak tüm evreni/evrenleri daha yaşanabilir kılmaktır. Önceleri bilim yalnızca yaşanabilirliği insanlık için arttırırken, artık doğadaki tüm canlı varlıklar için bilim yapılmaktadır. Hatta canlıların yanında cansız varlıkları içeren doğa da artık bilim için korunması gerekenler arasında yerini almıştır.

    Geçmişte cansız olarak görünen tüm varlıkların aslında devasa bir canlının parçaları olduğunu artık anladık. Bu devasa canlıya doğa diyoruz. Doğa yalnızca dünyamız için geçerli değil, evrenin de bir doğası var. Belki de canlı olmanın en temel özelliği olan hareket ve tepki doğada da bulunuyor. Farkı ise doğadaki hareketin canlı kabul edilenlere göre çok daha yavaş olması. Tepkisini ise bugün kış ortasında yaşadığımız 22 derece sıcaklıklarla artık net olarak görebiliyoruz.

    Bilim gelişirken belki farkında olmadan yıkıcı oldu. Çünkü başlangıçta ilkeldi. Canlı cansız kabullerimiz de buna göre şekillendi, yıkıcılığı buradan kaynaklandı. Bugün bilim sayesinde çok şeyin farkına vardık. Biz canlılar da cansız maddelerin oluşturduğu bir bütün değil miyiz? O zaman dünyamızın bizim kanımızın içinde dolaşan alyuvar gibi büyük bir canlılığın parçası olmadığını kim iddia edebilir ki? Alyuvar kendisinden büyük bir sistemi algılamakta belki çok başarılı olamaz. Çünkü bildiğimiz anlam da bir bilinci yoktur. Ama insanoğlunun bilinci var ve bugünden bilinci büyük resmi kavramaya başladı bile.

    İnsanoğlu kendi kendini yok edecek mi? Bugünkü gidişat bunu gösteriyor gibi görünse de hala umut var. Bugünkü durumu iyi özetleyen “Şeylerin Hikayesi” kısa filmi, bize durumu gösterirken umudun olduğunun da bir göstergesi. Çünkü eğer dünya üzerinde bir insan dahi bunu düşünebilmiş ise diğerlerinin düşünmemesi için hiçbir neden yok. Geri kalan egomuzun bize dayattığı bencillikten başka bir şey değildir.
    İnsanın doğaya karşı zaferini kutsayan, doğanın kontrol altında tutulması gereken bir varlık olduğuna inan “Fütürizm” bile, artık çok daha farklı bir gelecek algısıyla hareket etmeye başlamıştır. Türk fütüristlerin manifestosu, 1929’dan beri başka bir dünya için çabalayan Jacque Fresco’nun tasarımları bize bunu göstermektedir.

    Başa dönecek olursak bilimin temeli felsefedir. Felsefenin temeli ise bugünkü bilgimiz dahilinde en yüksek düşünsel kapasiteye sahip olan varlık yani insandır. Felsefeye anlamış ve uygulamış insanlar çoğaldığında, insanlara yön veren mekanizmaların başındaki insanların yeteri kadarı Platon’un hayal ettiği gibi “Filozof Krallar” olduğunda, geleceğimiz çok daha aydınlık olacak.

    Şeylerin Hikayesi – http://www.youtube.com/watch?v=kz0h6VA4I-o
    Fütüristler Derneği Manifestosu – http://www.futurizm.org/index.php/futurist-manifesto
    Jaqcue Fresco – http://tr.wikipedia.org/wiki/Jacque_Fresco

    Beğen

  5. İnsanlar tecrübeleri oranında değil,tecrübelerinden edindikleri dersler oranında olgundurlar.

    Beğen

  6. Önceden gelen geleneklere bagli kalarak önümüzdeki uzun ufkun ışıklarıni söndürüyoruz bizim daha çok araştiran ve dogruya ulasmak icin caba gosteren bir yapiya sahip olmamiz gerekmekte ama bu işi yatarak gerçekleştiremeyeceğimiz aşikâr!!!!!

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s