Category Archives: Onkoloji

Aborijin duası

Aborjin Duası

Her şey yeterli olsun!

– Seni ayakta tutmaya yetecek kadar güzelliklerle dolu bir yaşam sürmeni diliyorum.

– Aydınlık bir bakış açısına sahip olmana yetecek kadar güneş diliyorum.

– Güneşi daha çok sevmene yetecek kadar yağmur diliyorum.

– Ruhunu canlı tutmaya yetecek kadar mutluluk diliyorum.

– Yaşamdaki en küçük zevklerin daha büyükmüş gibi algılanmasına yetecek kadar acı diliyorum.

– İsteklerini tatmin etmeye yetecek kadar kazanç diliyorum.

– Sahip olduğun her şeyi takdir etmene yetecek kadar kayıp diliyorum.

– Son “elveda”yı atlatmana yetecek kadar “merhaba” diliyorum.

Antik Mısır’da tıp

ANTİK MISIRDA TIP

Eski medeniyetler mevzu bahis olduğunda, Antik Mısır, tıp alanında gelişmelerin görüldüğü ilk medeniyet olarak biliniyor.

Yaklaşık 3000 yıl öncesine ait hiyerogliflerde, Firavun’un burnuna uygulanan bir tedavide adı geçen Sekhet-Eanach ise Eski Mısır’ın ilk doktoru olarak belirtiliyor. Antik Mısır’da yaşamış en önemli doktor ünvanını alan Sekhet, en büyük doktor anlamına gelen İmhotep Sıhhat ve Deva Tanrısı unvanlarını da almış.

Hastalıklarda genelde çeşitli tedavi yöntemleri kullanılıyordu. Tedavi olarak okunmuş büyülü hayvan organları kullanılırken; kekik, bal ve aloe veradan yapılmış karışımların yanında, bakterileri öldürmek için antibiyotik kullanılıyordu. Tıbbi müdahalelerde cerrahlar günümüzde olduğu gibi gayet bilindik aletler kullanılıyordu.

En eski tıbbi bilgilerin merkezinde olan Antik Mısır’dan kalma hiyerogliflerde, ilaçların karışımlarının nasıl yapıldığı, hapların nasıl kalıp haline getirildiği, timsah ısırığının nasıl tedavi edildiği detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Sadece ilaç yapımını içermeyen bu bilgiler içinde büyüye, tılsımlara ve psişik tedavilere de yer verilmiştir. Afyon ve cannabisin önemli bir yere sahip olduğunu gösteren ilaç reçetelerindeki tariflerin çoğu, günümüz modern ilaç yapımında da halen kullanılmaktadır.

Hamilelik Testi

Mısır’da 1898 yılında Sir Flinder Petrie adlı bilim insanının ortaya çıkarttığı Kahoun Papirüsü ile 1862 yılında bulunan Smith Papirüsü ve 1873 yılında bulunan Ebers Papirüsü’nde gebelik, idrar hastalıkları, varisler ve gebelik testleriyle ilgili bilgiler yer alıyor. Müzelerde sergilenen papirüslerde yer alan bilgilere göre, hamile şüphesi olan bir kadın her gün sabah idrarıyla biri buğday, diğeri arpa dolu iki torbayı sularmış. Hamilelik şüphesi olmayan bir başka kadın da yine ayrı ayrı buğday ve arpa torbalarını idrarıyla sularmış. Hamilelik şüphesi olan kadının idrarla suladığı buğday ve arpa dolu torbalar, diğer kadının suladığı torbalardan daha önce çimlenirse, hamile olduğu anlaşılırmış. İki kadının suladığı buğday ve arpalar aynı anda çimlenirse hamilelik olmadığı ortaya çıkarmış. Hamile olan kadınların sabah idrarlarında aşırı miktarda hormon bulunduğu için, buğday ve arpa torbaları diğer normal idrarlarla sulananlardan çok daha önce yeşerirmiş. Günümüzde meyve ve sebzenin daha erken sürede yetiştirilmesi için hormon kullanılması da aynı yöntemin bir benzeridir.

Bebeğin Cinsiyeti

Mısırlıların kullandığı yöntemde, doğacak bebeğin cinsiyeti de önceden tesbit edilebiliyordu. Hamile kadının idrarıyla sulanan tohumlardan, buğday taneleri daha önce filizlenirse bebeğin erkek, arpa taneleri daha önce filizlenirse bebeğin kız olacağı anlaşılıyordu. Prof. Julias Manger, 1933 yılında laboratuvarda kutuların içerisinde kurutma kâğıtları üzerine yerleştirdiği buğday ve arpa tanelerini, idrarla sulayıp, Mısırlıların kullandığı gebelik ve cinsiyet belirleme yönteminin doğruluğunu ispat etmiştir. Günümüzde kullanılan gebelik testleri de, kadının idrarındaki hormon sayısının yoğunluğuna göre sonuç verir ve aynı esaslara göre uygulanır.

Prof. Dr. Hulusi Köker de, Mısırlıların kullandığı gebelik testi yönteminin bilimsel olarak doğrulandığını ve hatta bebeğin cinsiyetinin de aynı yöntemle belirlenebildiğini onaylıyor.

Altay Sengur

Onedio

Dönüşümün ilk izleriyle, Bir PERUK hikayesi. Evren Balgöz yazdı…

Dönüşümün ilk izleriyle,

Bir PERUK hikayesi,

Bir peruk üzerine hikaye mi olur diyeceksiniz. Oluyor’muş.

.

Peruk deyip geçmemek lazım’ mış her teline takılmış bir hikaye varsa. Kendi saçlarının bir dönem yerini aldıysa o tak çıkar saçlar…

Zamanında yüzüme taktığım o kocaman gülümsemeyi hatırladım. Kabullenişin, mutlu olmanın çabası o gülümseme. -Yaşayanların anlayacağı türden-

O Peruk.

Bir  dönüşümün belki de dışa yansıyan ilk izleriydi… Bir savaş boyası sürerek mücadeleye giren eski kızılderili kabileler geldi yazarken aklıma. Yüzlerine sürdükleri boyalardan anlardınız bir mücadelenin izlerini. Belki peruklarımız da bir nevi böyle bizler için de…

Yitip giden saçları, mücadele zamanlarını taradım az önce, ihtiyacı olan birine gitmek üzere hazırlarken peruğumu.

Her telinde ayrı bir ben, bir er meydanı takılı kalmıştı.

Uzun bir süreden sonra bugün ona dokunurken geçmişe, iyileşme sürecime dokundum …

Şaşkın ancak yüzünde eksik olmayan gülümsemesi ile ‘mücadeleci ruh’ rolünün kostümünü,  ‘olanı olduğu gibi kabullen, bundan da alacaklarını al ve sahneni tamamla’ diyen beni taradım az önce…

Aynadaki ilk halim geçti buğulu gözlerimden.

Ellerime tutam tutam dökülen tel tel saçlarımda ve o an’da kim bilir kaç ben dökülmüştü avuç içlerime. Ağlamalarım söndürmemişti avucuma düşen ateşi.

Ve ben en çok o akşam ağlamıştım.

Az önce şükürle karışık duygulardan geçerken, “geçti bitti” demesi iç sesimin cılız bir ifadeydi.

Kuaförün önüne geçerek “kes saçlarımı rolüme hazırla beni derken” yüzümdeki o kocaman gülümseme, saç telinden düştü gözlerime ve konuşmalar kulaklarımda çınladı. Duygularım vurdu kalp duvarlarıma.

Geçen zaman. Hastane kokusu…

Sesler… Konuşmalar… Koşuşturmacalar.

İlaç makinasının sesi.

Size hiç söylemiş miydim…

Hayatımda duyduğum en güzel müzik notası,

planlanan son kemoterapimde makineden gelen ilacın bitim sinyaliydi.

Ve geçen yıl yine bu zamanlardı o müziği son duyduğum an.

Telleri karmakarışık olmuş peruğumu tararken, taradım geçmiş bir yılımı, karmaşık duygularımı.

Geçilen yollar düz bir patika değildi. Evet keskin, dik, yokuş yukarı ve tutunacak ağaçların azlığında bir seyir tepesine tırmanıştı bu… Ucunda seni bekleyenin tam da ne olduğunu bilmeden…

Ya bu yoldan yokuş aşağı düşmek vardı, ya da tırmanmak olanca gücünle. Önce yüce aşka ve o aşkla yüreğine konan öze inanarak tutunmak ağaçsız yerlerde.

Ya da yükselebilmek olay ve durumların üzerinde, Icarus olmak vardı….

Bu dik yolu aşabilmek için balmumu kanatlarla uçabilmek, cesaret örneği sayılan Icarus’ ca.

Güneşe doğru umutla… Ancak balmumu kanatlarının erimemesine de dikkat ederek.

Daha nadir ama daha tehlikeli: Malign Melanom hakkında neler biliyoruz?

300520131055272263872MALIGN MALIGN MELANOM NEDIR?
Derinin üst tabakası olan Epidermis’in bazal tabakasındaki melanin üreten melanosit adı verilen hücrelerden gelişir. Melanom hücrelerin çoğu melanin üretmeye devam ettiği için melanom tümörler genellikle kahverengi veya siyah renktedir. Ancak, bazı melanomlar melanin üretmez. Bu durumda kanser pembe, sarımsı kahverengi hatta beyaz olarak görülebilir. Melanomların 2/3’ü yeni melanoma iken, geri kalanı var olan nevus üzerinden gelişir.

malign melanom 2MALIGN MELANOMUN ÖNEMI NEDIR?
Malign melanoma derinin en tehlikeli malign tümörüdür. Son yıllarda insidansı artmaktadır. Artış hızı tüm kanserler içinde en hızlı olanıdır. Ortalama tanı yaşı 59 dur. Ülkemizde görülme sıklığı erkekelerde 1.9/ 100.000 ve kadınlarda 1.3/100.000’dir. Adında bile malign (kötü huylu) kelimesi barındıran, deri kanserleri içerisinde en ölümcül olan malign melanom erken dönemde yakalanırsa şifa sağlanabilir bir hastalıktır. Bu nedenle yüksek riskli bireyleri belirlemek için çevresel ve bireysel risk faktörlerini bilmek önem taşır.

MALIGN MELANOM RISK FAKTÖRLERI NELERDİR?
Unutmayalim ki; risk faktörü, hastalığın oluşmasında rol oynayan herşeydir. Risk faktörünüzün olması o hastalığa mutlaka yakalanacağınız anlamına gelmez. Hastalığa yakalanan bazı kişilerde birkaç risk faktörü görülebilir ya da hiç risk faktörü taşımıyor olabilir.

-GÜNEŞ MARUZIYETI
Yapılan çalışmalarda özellikle çocukluk ve adelosan çağında yoğun ve aralıklı yoğun güneş güneş maruziyetinin riski arttırdığı gösterilmiştir. Çocukluk ve adelosan dönemde beş veya daha fazla güneş yanığı geçirenlerde 2 kat fazla melanoma gelişme riski olduğu tahmin edilmektedir.

-CİLT RENGİ VE VÜCUT YAPISI
Cildi güneş yanığı oluşumuna daha elverişli olanlarda melanoma riski daha yüksek bulunmuştur.Açık veya kırmızı saç rengi rengi olan ve mavi gözlü olanlarda melanoma gelişme riski 1.5-2.5 kat daha fazla bulunmuştur.

-ULTRAVİYOLE RADYASYON
Melanom gelişiminde en önemli nedendir. UVA dalga boyu 320-400 nanometre boyundaki ışınlardır. UVB ise 290-320 dalga boyundaki ışınlardır. Araştırmalar melanom gelişiminde UVB ışınlarının daha önemli bir role sahip olduğunu göstermiştir.

-SOLARYUM
Solaryumda melanom gelişme riskine neden olmadığı idda edilen UVA kullanılsa da ‘’ Dünya Sağlık Örgütü ‘’ tarfından solaryumda kullanılan UV ışınları karsinojen olarak tanımlanmıştır. Solaryuma erken yaşta girilmeye başlanması, seans ve saat sayısının fazla olması melanom gelişme riskini ciddi dercede arttırmaktadır. Yüksek yoğunlıklu ve yüksek basınçlı yeni cihazlar daha yüksek risk içermektedir.

-PUVA
Sedef , vitiligo, ekzama, kronik kaşıntı gibi deri hastalıklarının tedvisinde kullanılan bir tedavi yöntemidir. Ancak yapılan çalışmalarda bu tedaviyi alanlarda almayanlarla kıyaslandığında, melanom gelişme riski 16-20 yıllar arasında 5 kat, 20 yıldan sonra 12 kat artmış olarak gösterilmiştir.

-BENLER
Ben (nevus), kanserli olmayan tümördür. Doğumsal yada sonradan gelişmiş olabilir. Çoğunlukla hiçbir probleme neden olmaz.
Atipik nevüs; rengi, yüzeyi, ve düzensiz sınırı ile diğelerinden ayrılır.Melanomları %10-20 si atipik nevüslerden kaynaklanabilir.
Fazla nevüs sayısı ile de (özellikle 25 ‘den fazla) melanom arasında kuvvetli bir ilişki bulunmaktadır.

-AÇIK TEN, ÇİLLENME VE AÇIK RENK SAÇ
Kızıl ve sarı saçlı, beyaz tenli, mavi veya yeşil renk gözlü ya da çilli veya kolaylıkla güneşte yanan açık tenli kişilerde risk artmaktadır.

-MELANOMDA AILE GEÇMIŞI
Melanom olan kişilerin yaklaşık %10’unda ailede aynı hastalık görülmektedir. Bunu nedeni yaşam şekli benzerliği, güneş maruziyeti alışkanlığı, açık ten rengi ve gen mutasyonu olabilir. Ailesinde yüksek oranda melanom görülen ailelerin yaklaşık %10-40’ında gen mutasyonuna rastlanmıştır.Ancak henüz tarama amaçlı gen mutasyonu kontrolü için aile geçmişinde melanom olan kişilere henüz yeterliliği net olmayan genetik testleri, önermemektedir.

-MELANOMDA KİŞİSEL GEÇMİŞ
Daha önce melanom olmuş kişilerin %5’inde, daha sonra tekrar melanom görülmektedir.

-MELANOMDA BAĞIŞIKLIK BASKILANMASI
Bağışıklık sistemi zayıflamış veya organ nakli olan hastalarda olduğu gibi, bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavi gören kişilerde melanom riski yüksektir.

KORUNMA NASIL OLMALI?
Amerika Dermatoloji Akademisi, melanom gelişimi için yüksek risk taşıyan bireylerin düzenli olarak dermotologlar tarafından muayene edilmesini , en az 15 SPF içeren ve 2 saate bir yenilenmesi gereken güneş koruyucu kullanımını ve koruyucu kıyafetlerle açıkta kalan yerlerin tamamen kapatılmasını önermektedir.

MALİGN MELANOM NERELERDE GÖRÜLÜR?
Malign Melanom pek çok dokudan köken alabilen bir kanser türüdür. Ancak, belli bölgelerde daha sık görülmektedir. Erkeklerde boyun ve sırt bölgelerinde daha sık rastlanırken, kadınlarda bacaklar, boyun ve yüz en sık rastlanan bölgelerdir. Melanom nadir de olsa göz, ağız, genital veya anal (makat) bölgede de oluşabilir.

MELANOM CİLT KANSERİNİN OLASI BELİRTİLERİ NELERDİR?
Deride yeni bir leke oluşması veya lekenin büyüklüğünde, şekli veya rengindeki değişiklik melanomun en önemli uyarı işaretidir. Diğer bir önemli işaret, bu lekenin cildinizideki diğer lekelerden farklı gözükmesidir.
Amerikan kanser topluluğunun ABCDE algoritması melanomu iyi huylu lezyonlardan ayıran oldukça kullanışlı bir yöntemdir.
• Asimetri için A: Benin bir tarafı diğer tarafından farklıdır.
• Sınır için B: Benin kenarları düzensiz, eğri büğrü, girintili çıkıntılı veya bulanıktır.
• Renk için C: Benin her tarafı aynı renk değildir. Kahverengi veya siyah gölgeler olabilir veya pembe, kırmızı, beyaz veya mavi ek renkler görülebilir.
• Büyüklüğü için D: Melanom bazen daha küçük boyutlarda görülse de, söz konusu leke 6 mm’den büyük olmamalıdır.
• Evrim geçirmesi söz konusu ise E: Benin büyüklüğü, şekli veya rengi değişmektedir.
Melanomun erken tanısını koloyalaştıran bir diğer algoritma 7 nokta control listesidir. Bu algoritma 3 Majör 3 Minör kriterden oluşur;
Majör Kriterler
-Boyutta Değişiklik
-Renkte Değişiklik
-Şekilde Değikiklik
Minör Kriterler
-İnflamasyon
-Kanma ve Kabuklanma
-Duysal değişiklikler
-Lezyonun çapının 6 mm den fazla olması

MELANOM TANISI NASIL KONULUR?
Melanomun kesin tanısını koymak histopatolojik inceleme ile mümkün olur. Dermotoskopi (=Dermoskopi) Demotologlar tarafından fizik muayeneyi tamamlayıcı olarak kullanılan faydalı bir yöntemdir. Melanomun tanısında kullanılabileceği gibi risk taşıyan nevüslerin takibinde de kullanılır. Lezyonların fotoğraflanarak takip edilmesi malign olma ihtimali düşük olan ve eksizyon gerektirmeyen pigmente lezyonların takinde kullanılan bir diğer yöntemdir.

CİLDİN MALİGN MELANOMU HANGİ MORFOLOJİK TÜRLERDE KARŞIMIZA ÇIKAR?
Cildin malign Melanomu, herbirinin kendine özgü karakteristik klink v eve histolojik bulgusu olan 4 alt tipi vardır.
1.Yüzeyel Malign Melanom
2. Nodüler Malign Melanom
3. Lentigo Malign Melanom
4.Akral ve Tırnak Melanomları
5.Nevoid melanoma
6.Desmoplastik melanom

MALİGN MELANOM TEDAVİSİ
Onkolojinin her alanında olduğu gibi malign melanoma tedavisinde de multidisipliner ekip çalışması çok önemlidir. Cerrah, radyasyon onkoloğu, tıbbi onkolog, nükleer tıp uzmanı, radyolog ve girişimsel radyolog, patolog ve moleküler patolodan oluşan ekip tarafından tedavi planlaması hastalığın tanısından itibaren yapılmalıdır.
Melanom lenfatikler yoluyla lenf bezlerine, kan damarlarının yoluna girerek vücudun diğer organlarına ya da cildin altından hem derinlemesine hem de yüzeye doğru yayılmak suretiyle 3 şekilde yayılır. Tedavi şekline karar vermeden önce evreleme yapılır. Evreleme; primer tümörün özellikleri (tümör kalınlığı, ülserasyon, mitotik indeks, clark level kalınlığı), lenf bezi tutulumu, uzak metastaz durumu değerlendirlerek yapılır. Erken evre tümörlerde 5 yıllık sağkalım %99 ‘a kadar yükselirken, evre 4 tümörlerde bu oran %18’ e kadar düşmektedir. Kanserin evresine ve etkili olan diğer faktörlere bağlı olarak ; Cerrahi, İmmunoterapi ,Hedefe Yönelik Tedavi, Kemoterapi, Radyoterapi gibi tedavi yöntemlerinin biri yada birkaçı kombine olarak bir arada uygulanılabilir.
1.CERRAHİ: Erken evre tümürlerde ana tedavi biçimidir ve hastalığı yok etmek hedeflenerek yapılır. Tümörün kalınlığına göre belirlenen güvenli cerrahi (etrafındaki sağlıklı doku ile) ile tümör çıkarılır. Bazı özel yerleşimli melanomlarda, (tırnak altı, sindirim sistemi yada üregenital sistem gibi ) bulunduğu dokuya göre cerrahi planlanır.
Lenf bezi, lenf damarları üzerinde bulunan oval küçük oluşumlardır. Kanser hücrelerinin lenf kanalları ile yayılırken belli bir sırayı takip ettiği düşüldüğünden kanser hücrelerinin istila edebileceği ilk lenf bezinde tümör olup olmadığı belirlemek büyük önem taşır. İlk sırada istila edilmiş olabileceği düşünülen lenf bezine bekçi (sentinel) lenf bezi denir. Bekçi lenf bezini belirlemek için işaretleyici boyalar kullanılır. Boyanan lenf bezi cerrahi ile çıkarılır ve burada tümör yayılımı olup olmadığı belirlenir. Eğer bekçi lenf bezinde tümör tesbit edilirse o bölgenin lenf bezleri tümüyle çıkarılır.
İleri Evre (metastatik) Melanom ‘da cerrahi tedavi, hastalıktan kurtarma amacından ziyade hastaya rahatlama sağlamak yada yaşamı uzatmak amacıyla yapılır.

2.RADYOTERAPİ: Erken evre tümörlerde radyoterapi standart değildir. Desmoplastik melanom, cerrahi sınır pozitifliği, fazla sayıda lenf bezi tutulumu ya da büyük tümör olması gibi özel durumlarda uygulanır. Amaç bölgesel yineleme ihtimalini düşürmektir. İleri evre hastalıkta ise şikayetleri azaltmak amacıyla (palyatif ) uygulanır.
Stereotaktik Radyocerrahi (SRC) beyine yayılmış melanomlarda, metastaz boyut sayı ve yeri uygunsa uygulanılan bir radyoterapi yöntemidir.

3.SADECE İLGİLİ UZVUN KEMOTERAPİSİ: Kolla veya bacakla sınırlı kalmış ileri evre melanom tedavisinde kullanılabilinen bir kemoterapi yöntemidir. Kolun ve bacağın damarlanması vücudun diğer bölümlerinden ayrılır. Cerrahi sırasında uzvun toplar damarına ve atardamarına tüpler yerleştirilerek bir makine yardımıyla ilgili uzva ısıtılarak yüksek doz kemoterapi verilerek uygulanılır. İşlem sırasında uzuv turnike ile bağlanılarak kemoterapinin vücudun diğer kısımlarına geçmesi önlenir. Sık uygulanan bir yöntem değildir.

4. SİSTEMİK TEDAVİ
Evre IIB’ye kadar olan erken evre tümörlerde sistemik tedavi uygulanmaz. IIB evresindeki malign melanom hastalarında hastalığın tekrarlama ihtimali daha fazladır ve hastalığın tekrarını önlemek amacı ile eksiksiz yapılan cerrahi tedaviden sonra adjuvant (koruyucu) amaçlı interferon tedavisi önerilir. İnterferon bir İmmunoterap ajanıdır. İmmonuterapi ilaç yardımıyla hastanın bağışıklık sistemini uyararak kanser hücrelerini daha etkili bir şekilde tanıyıp yok etmesini sağlamayı amaçlar. İnterferon tedavisinin ateş, titreme, ağrı, depresyon, aşırı yorgunluk, karaciğer fonksiyon bozukluğu, tiroid ve kalp üzerine etki yan etkileri olabilir.
Kemoterapi:
Bazı kanser türlerinin tedavisinde olduğu kadar melanomda etkili değildir. İmmunoterapi ve hedefe yönelik tedavi ajanlarının geliştirlmesinden sonra çoğunlukla ileri evre melenom tevdisinde birincil tedavi olarak kullanılmaz. Ancak hastalığın belirtilerini hafifletir veya hastanın yaşam süresini uzatır. Dakarbazine (DTIC), Temozolomid, Nab-paklitaksel, Paklitaksel, Karmustin (BCNU ), Sisplatin, Karboplatin, Vinblastin ileri evre malign melanom tedavisnde kullanılabilinen kemoterapi ajanlarıdır. Bu ajanlar tek başına yada kombine olarak kullanılabilir. Kullanılan kemoterapik ajana göre yan etkiler değişir.
İleri evre hastalıkta immunoterapi:
Normal koşullarda immun kontrol noktaları, dokuların hasarını önlemek için aktifleşmiş immün sistemi bir süre sonra baskılar. CTLA-4 bağışıklık sisteminin aktif T hücrelerinin yüzeyinde bulunur ve immun sistemin immun cevabının baskılanmasından sorumludur.
İpilimumab (Yervoy); CTLA-4’ün hareketini engelleyerek bağışıklık sisteminin melanom hücrelerine karşı yeniden aktifleşmesini sağlar. CTLA4 ‘ ü hedef alan bir diğer ajan ise Tremelimumab’dır. Bu ajanlarla uzun sağkalım süreleri elde edilebilmektedir. İmmün sisitemin hiperaktivasyonuna bağlı dermatit, enterit, hepatit ve endokrinopatiler görülebilir.
PD-1 proteini aktif T hücreleri tarafından üretilen bir diğer immün kontrol noktasıdır. Tümör hücreleri üzerindeki özel bölgelere bağlanır böylece immun sistem baskılanır ve tümör hücresi immün sistemden kaçar. Bu kontrol noktasınıda ortadan kaldıran ajanlar PD-1 inhibitörü (pembrolizumab ve nivolumab) olarak bilinen ilaçlardır.
Hedefe Yönelik Tedavi:
BRAF geni malign melanom tanılı hastaların yaklaşık yarısında değişikliğe (mutasyona ) uğramıştır. Vemurafenib (Zelboraf) ve dabrafenib (Tafinlar) gibi ilaçlar BRAF mutasyonu olan hastalarda etkili olurlar.
Trametinib (Mekinist) gibi MEK proteinini hedef alan ilaçlar da, test sonucu BRAF gen değişikliği pozitif tesbit edilen melanom hastalarında sık kullanılmaktadır.
Güncel araştırmalar, BRAF ve MEK inhibitörlerinin kombine kullanılması yönünde sürdürülmektedir. İlk elde edilen sonuçlar, kombine kullanımda daha uzun süreli etki olduğu ve yan etkilerinin (ikincil cilt kanseri gibi) daha az olduğu yönündedir. Halsizlik, ışığa hassasiyet, bulantı, ishal, eklem ağrısı melanom dışı cilt kanseri gelşimi bu ilaçlarla görülebilecek yan etkilerdir.
c-Kıt geni değişikliğine uğramış tümörlerde araştırmalar sürmektedir.
Sorafenib (Nexavar), bevasizumab (Avastin), pazopanib (Votrient) ve everolimus (Afinitor) gibi bazı ilaçlar diğer anormal genleri veya proteinleri hedef alan ilaçlarla ilgili çalışmalarda sürmektedir.
Alternatif tıp
Uygun olamayan vitamin kullanımı vücudumuza yarardan çok zarar verir. Hatta bazı kanser türlerinin artışına bile neden olduğu saptanmıştır. Tedavi alan hastalarda vitamin ve bitkisel ürünlerin kullanılması hastalık tedavisi için kullanılan ilaçlarla etkileşmekte ve bu ilaçların ya etkisini azaltmakta ya da yan etkisini artırmaktadır.
Hipertermi (ısı ile tedavi),Ozon Tedavisi; faydalı olduğuna dair bilimsel bir kanıt yoktur.
İleri Evre Malign melanoma tedavisinde son 5 yılda baş döndürücü ilerlemeler görülmüştür. Bu gelişmeler hızla devam etmekte ve bu hastalığın metastatik evresinde bile uzun sağkalım sağlanacağı yönünde umut vaat etmektedir.
Sağlıcakla kalın…

Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Avrasya Maratonu’ndaydı…

maraton (1).jpgx

38. Avrasya Maraotonu 16 Kasım Pazar günü heyecan verici yoğunluktaki bir katlımla yapıldı. Bizde Türk Tıbbi Onkoloji Derneği olarak, kardeş derneklerimizden, Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği, Kanserle Savaş Daire Başkanlığı, Kanserle Dans ve diğer Hasta Dernekleriyle birlikte halk yürüyüşünün başlamasından saatlerce öncesinde buluşma noktamızda hazır bulunduk.

Asya ile Avrupa’yı kavusturan İstanbul’umuzun incisi Boğaziçi köprüsünde muhteşem bir organizasyonla Avrasya Maratonu’na katıldık, Evet ama kıtalardan çok birleşen gönüller, sıkı sıkıya tutunmuş eller ve sevgiyle birbirine bakan gözler bize umut verdi. Yazılı ve sözlü basında , bilgi kirliliğinin haddinden fazla boy gösterdiği bu günlerde Türk Tıbbi Onkoloji Derneğinin ”Bilimin Dost Eli İle” gerçek ve doğru bilgiye başvurulacak gerçek mecra olduğunu birkez daha vurgulamaya çalıştık bu maratonda… Hastalarımız, hekimlerimiz, şifa bulmuşlarımız ve gönüllülerimizle Bogaz Köprüsünde gerćek bir sevgi mozaiği oluştuğunu gördük… Avrasya maratonu bizim icin yaptığımız işin ne denli mesuliyetli
olduğunu birkez daha hissetmek, umuda ve şifaya bilimin önderliğinde yol almaktı bugün… Kanseride kıtalarıda hep beraber omuz omuza aşabileceğimizi haykırdık… Bu zorlu mücadelede Bireysel ve toplumsal motivasyonumuza bu tarz organizasyonlar pozitif katkılar sağlarken günlük telaşlarımızdan bir an bile uzak kalabildiysek ne mutlu bize !!!

Dr. Özlem Sönmez

« Önceki Yazılar