İyileştiren sevgi

İyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın
Seni tüm zaaflarınla hatalarınla kabul eden
Tüm korkularınla bilen
Hesapsızca ve sorgusuz
Şartsız ve koşulsuz
Bencilce olmayan
“Benim” den önce senin olan
Onaylamasa da kabul eden bir yumuşaklıkta
Kalbinin içi kadar bir uzaklıkta
Sonuçta değil süreçte iyi gelen
İyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın.
Düşüncesi bile gülümseten
Omuzlarındaki tüm yüklerinden seni azad eden
Keder değil yaşama sevinci veren
Tüm yaralarını kendi bile fark etmeden saran
İyileştiren iyi gelen sevgilere ihtiyacı var insanın.
Beklentileriyle yormayan fazla soru sormayan
Yanında sen gibi sen olduğun
Tüm yanlış bildiklerini unuttuğun
Hiçbir hesap yapmadığın yapamadığın
İyi gelen iyileştiren sevgilere ihtiyacı var insanın.
Seni kalıplar içine sıkıştırmayan
Tüm kayıp taraflarını bakışlarıyla bulduran
En beceriksiz taraflarını
Sevimli bir çocuğun yaramazlığı gibi görüp Seni sevmeye daha da sarılan
İyileştiren iyi gelen sevgilere ihtiyacı var insanın.E84B43A7-A0F5-42CE-9E0F-081844D48B39

Mutluluk

 

“Mutluluk bir telefon açmaktır, karşınızdakiyle gülümseyerek konuşmaktır.
Bir çift tatlı sözdür, yumuşacık bir dokunuştur.
Affetmektir, özür dilemektir, sevmektir, sevilmektir…
Çevreye dağıtılan bir tebessümdür, bir kahkahadır mutluluk.
Mutluluk elimizde olanlara sevinmek, olmayanlar için ise üzülmemektir.
Her zaman bizden daha iyi durumda olanları değil bizden daha zor durumda olanları düşünmektir.
Birazcık işleri ertelemek, hayatın frenine basıp birazcık yavaşlamak kendimize zaman ayırmaktır mutluluk.
Bir çiçeği gördüğünde ona tebessümle yaklaşmak ve onu sevmek ve koklamaktır.
Güneşin doğuş anını seyretmek, seher vaktinde en az seher vakti kadar güzel temiz havayı ciğerlere çekip tutmak ve sonra bırakmaktır mutluluk…
Bahar yağmuru altında yürümek ve ıslanmak, yağmur sonrası toprak kokusunu teneffüs etmektir mutluluk.
Bir bebeğin gülümsemesi, bir bebeğin uyurken yüzündeki ifade, bir bebeğin kokusudur mutluluk.
11C76C3A-31F3-4CD6-A473-421F2325ED81.pngsevdiğine seni seviyorum demek, bir güzel söz söylemek, bir tatlı bakış kondurmak, bir demet çiçek vermektir mutluluk.
Bir bebeğin ilk adımı, çıkan ilk dişi, bir bebeğin dudağından dökülen ilk sözcüklerdir.
Bir bardak çay, bir sıcak ekmek yarım dilim peynirdir mutluluk.
Hayattaki engelleri aşmak, sıkıntılar karşısında yenilmemek ve planlar oluşturmak hayatın yakasına yapışıp bende varım diyebilmek gücüne sahip olabilmektir.
Mutluluk bir yerde bakış açımızdır pozitif olmak, siyahtan çok beyazı görmek, herhangi bir olaya biçtiğimiz yorumdur.
Her günümüzü son günümüz olarak bilip tüm canlıları sevmek, incitmemek, çevremize güven vermektir.
Dost olmak, kırıcı olmamaktır mutluluk.
Bazen bir kırmızı gülün rengine bakmaktır.
İnsanların gönlüne taht kurabilecek ahlak ve terbiyeye sahip olabilmektir mutluluk.
Parkta dolaşırken oyun oynayan çocuklara gülümsemek onlara el sallamak ve çantanızda bulundurduğunuz şekerli sakızdan dağıtmaktır mutluluk…
Ruhunuza sadece bahar mevsimi yaşatmaktır mutluluk…
Kupkuru bir tarlanın ruhunuzda, kır çiçekleri ile doluymuş gibi yansımasıdır mutluluk…
Yüzümüzün yüreğimizle beraber gülümsediği an’ dır mutluluk…”

Tesadüf diye bir şey yoktur

C91D816F-02F5-4DBE-9FD9-F8AA8F5AB660.jpeg

Hiçbir karşılaşma tesadüf değildir. Hiçbir hissediş, düşünüş, bakış, algılayış, seziş de öyle. Hatta bunların tersi de tesadüf değil. Alışveriş yaptığımız market, yemek yediğimiz lokanta, su içtiğimiz çeşme, yürüdüğümüz kaldırım ve orada yanlarından birer yabancı olarak geçip gittiğimiz insanlar. Tesadüf gibi görünen karşılaşmalar, yolu sorduğumuz herhangi biri, hafifçe çarptığımız insan.

Bize gülümseyen küçük bir çocuk önümüzden aniden uçuveren kuş…Gün boyu yaşadığımız en basit olay bile herhangi bir zihinsel, fiziksel, ruhsal yada duygusal bir olayın tetikleyicisi olur. Küçük ya da büyük…

Bazen hiç hesapta olmayan durumların içine çekiliveririz. Hayal bile etmediğimiz olayları yaşarken buluruz kendimizi. Bir martı çığlığı,bir satıcı bağırışı, alır götürür bizi yıllarca ya da yollarca uzaklara… Hem öğretmen hem de öğrenciyizdir her ilişkinin içinde. Doğduğumuz aile, gittiğimiz okullar, sıra arkadaşımız, sevgilimiz , çocuğumuz vs.

Her ilişki, farklı bir yönümüzün aynasıdır. Ve bizler de onlar için birer aynayız.

Farkındalığımız yükseldikçe, durumları ve ilişkileri yaşarken, kendimizi ve yaşanılanları gözlemlemeye başlarız. Ve eğer yaşadıklarımıza yüksek idrakle bakabilmeyi başarırsak, o ilişki ya da durumu ne için yaşadığımızı kavrarız. Düğmelerimize en fazla basan insanlar, en iyi öğretmenlerimizdir. O ilişkide kurban olmadığımızı anlar, ilişkinin bize neyi öğretmeye çalıştığını kavrarsak, dersimizi alır ve yolumuza devam ederiz. Eğer bunu yapamazsak, o ilişkide ya da durum içinde tutsak olur, ya daha ağır durumlar yaşar ya da daha travmatik durumları (o dersi alıncaya, eksik yönümüzü tamamlayıncaya, kendimizi düzeltinceye kadar) tekrar takrar yaşamaya devam ederiz.

Bazen bazı insanların hayatına yalnızca katalizör olarak gireriz. Onların hayatlarında değiştirmesi gereken durumun düğmesine basar ve sessizce çekiliriz. Ve yüksek farkındalık içinde kalırsak, yaşanılan durumdan etkilenmeden, arkamıza bakmadan yolumuza devam ederiz.

En büyük düşmanımız en iyi dostumuzdur aslında. Çünkü bizde en büyük değişime neden olur genellikle. Ve her karşılaşma kutsaldır. Karşımızdaki insanın tanrısallığını kabul edip o şekilde yaklaşırsak, nefreti, öfkeyi, suçluluk duygusunu, o insana karşı sorumlu olduğumuz ve o ilişkiye mahkum olduğumuz duygusunu ve kini söküp atarız varlığımızdan.

Yaşadığımız her durum, tanıştığımız her insan öğretmenimizdir. Ne kadar kısa sürede öğrenirsek öğrenmemiz gerekenleri alıp, iç huzuruna,mutluluğa,ideal ilişkimize ve ruhsal bütünlüğe ulaşırız…
Alıntı.

Engel

Sufi’ye sormuşlar:
“Sana yol gösteren kimdi?”
Sufi cevap vermiş: “Bir köpek…
Bir gün, suyun kenarında susuzluktan ölmek üzere bir halde duran bir köpek gördüm. Ne zaman su içmeye çalışsa kendi yansımasından ürküp geriye sıçrıyor, çünkü karşısında başka bir köpek olduğunu sanıyordu.
Nihayet susuzluğu öyle dayanılmaz bir hal aldı ki, köpek bütün korkusunu bir kenara itip suya atladı.
O anda ulaşmak istediği şeyle arasındaki engelin de dağılıp gittiğini gördü ve anladı ki, engel kendisinden başkası değildi.”

ALINTIBA38483B-1BAF-4171-8CA2-5A7660C53886.jpeg

‘Sevgiyle, nefesle düşle kendi mucizeni’

F165EB5C-E8C5-45DC-830B-EB8F12C64CB3

“Hepimizin içinde, ortaya çıkmak için belirli koşulları bekleyen gizlenmiş mucizeler vardır” der Charles Dickens.

Mucize saydıklarımız, bazen hiç ummadığımız anda girer yaşamımıza. Üstelikte tesadüf olamayacak kadar özel ve sıradışı bir gerçeklikle.

Hayat baktığımızda zaten tesadüflere yer bırakmayacak kadar muhteşem bir organizma değil midir. Mucize ya da kabus saydıklarımız, niyet ya düşlerimize, hislerimizin, zihnimizin oluşturduklarına karşılık gelen geri bildirimlerdir biraz da.

Asıl ve en büyük mucizenin ise kendimiz olduğumuzu hatırlamalıyız. Milyonlarca hücre arasından zaferlenerek yaşamda nefesle var oluşumuzu başka nasıl açıklayabiliriz ki.
Bireysel uyanışın temeli belki de hepimize doğuştan bahşedilen tüm yaşamsal mucizeleri hatırlamaktan ve öz kabulden geçiyordur.

Sevgi, niyet, iradenin, özümüzde olduğunu bilmek minnetin kimyasıyla yeni mucizeleri kucaklayacak anların da farkındalık bilincini taşıyacaktır bizlere ve bütünlüğe…

Evren’den✍🏻

Düşüncelerin neyse hayatın da odur

İyi ol fakat çok iyi olma.
Birazcık huysuz ol fakat çok değil.
İçinden geliyorsa dua et.
Eğer sana rahatlık veriyorsa arada bir küfür de et.
Etrafındakilere mümkün olduğunca dostça davran, müşfik ol.
Eğer bir gün kötü davranmanı gerektirecek bir durum karşısında kalırsan;
bağır, çağır, kır, dök ve unut!
Her zaman ve her yerde eline geçen bütün saadeti yakala,
en ufak bir parçanın bile kaçmasına izin verme.
Yaşa, herşeyden önce !yaşa ve sırf tesadüfen bu dünyaya gelmiş olduğun
için, laf olsun diye günlerini geçirme.
Eğer gerçek aşkı tanıyacak kadar şanslıysan;
bütün kalbin, ruhun ve bedeninle sev!
Hayatını o şekilde yaşa ki;
her an kendi elini sıkabilesin ve her gün faydalı olan,
hiç olmazsa bir şey yap ki;
gecelerin yaklaşırken örtüleri üzerine çekip kendi kendine
“Ben elimden geleni yaptım” diyebilesin.
Düşüncelerin neyse hayatında odur.
Hayatın gidişini değiştirmek istiyorsan düşüncelerini değiştir.

W. SHAKSPEARE43C400AF-8243-41AD-B075-BB909CF6A7DF

Mavi

C44CBC20-6B78-43DF-9C5D-A1E22278A2F1– Deniziniz çok güzelmiş hanımefendi
– Kendim diktim. Teşekkür ederim.
– Terzi misiniz acaba?
– Hayır. Ben maviyim.
– Memnun oldum. Ben de sessizlik
– Bir sessizliğe göre fazla konuşkansınız.
– Susmaya değecek birşeyler elbet bulur insan. Ama konuşmaya değecek güzellik her zaman bulunmuyor.🌊

« Önceki Yazılar Recent Entries »