Geleneksel Sanata da Vinci Eli (röportaj)

Zeki GÜMÜŞ

zeki.gumus@aksam.com.tr

Cerrahide ilklere imza atan Prof. Dr. Gökhan Akbulut, hobi tutkunu bir hekim. En son Da Vinci robotuyla işlediği çiniyle dünyaya adını bir kez daha duyurdu. İşte sıradışı profesörün hikayesi…

Osmanlı sanatının gururu çini, gelişen teknolojinin gözbebeği cerrahi robotla buluştu. Motor sporlarına olan tutkusu, resim ve müzik sevdasıyla adından söz ettiren Genel Cerrah Prof. Dr. Gökhan Akbulut, cerrahi robot daVinci Xi ile çini yaparak dünyada bir ilke imza attı. Akbulut, ünlü nakkaş Karamemi’nin bir figürünü çalıştığı 5 santimetre çapındaki çiniyi cerrahi robotun babası Gary Guthart’a hediye ederek, hem teşekkür etti hem de Osmanlı sanatını dünyaya bir kez daha hatırlattı.

ASLINDA ÇİNİ HER YERDE

Aslen Kütahyalı olan Akbulut, yetiştiği toprakların kendisi üzerindeki etkisine ilişkin “Osmanlı topraklarında toplu ilk sözleşme 16. yüzyılda çini işçileriyle Kütahya’da yapılmış. Çini yüzyıllarca geriye giden bir sanat. Çini sanatını her yerde görürsünüz. Mesela Kütahya’da tam ortada bir vazo var, onu her gün geçerken görürsünüz. Aslında fark etmezsiniz ama oradaki zarafet, incelik zamanla sizi eğitir” dedi.

SANATA CERRAHİ MÜDAHALE

Akbulut, çini çalışmasıyla asıl amacının cerrahi robotun detaylı işler yapabildiğini anlatmak olduğunu söyledi ve şunları ekledi: “Robot, cerrahi anlamda hemen her şeyi yapabiliyor. Ama insan elinin sınırlarının ötesine geçebilecek kadar detaylı işler yapabileceğini anlatmak istiyordum. Açıkçası görüntüler hoş olsun istedim. Türklerin çiniyle ilişkisi Kütahya, İznik, Çanakkale gibi Anadolu topraklarındaki Karahanlar’a kadar gidiyor. Dolayısıyla bu toprakların bir sanatı çini. Bunu da dünyaya duyurabileceğimiz bir yöntem olabilir mi, ikisini birleştirebilir miyiz diye düşündüm. Dolayısıyla denemeye karar verdim.”

NAKKAŞ İNCELİĞİNDE YAPILDI

Yaklaşık 2 gün boyunca cerrahi robotla çini çalıştığını kaydeden Akbulut, “Gerekli izinleri aldıktan sonra robotu depoya indirdik. Çalışmalarım 2 gün sürdü ve eğitim uçlarını kullandım. Tabii bunlar hastalarda kullandığımız uçlar değil. Hakikaten zor ama robotla yapılabiliyor. Bir nakkaş inceliğinde işi detaylı yapabiliyorsunuz. Tabii bu işin içine girince görüyorsunuz ki o insanlar bu işi aşkla yapmışlar. Üç desen çalıştık. Karamemi usulüyle bir lale ve karanfille Hatayi kompozisyon yaptık” diye konuştu. Akbulut, çini çalışmasıyla birlikte nakkaşların maddi kazançtan ziyade aşkla işlerini yaptıklarını belirterek, “Karamemi’nin çalıştığı Kanuni Sultan Süleyman döneminde kayıtlar var. 29 kişi çalışıyorlar ayda toplam 214 akçe alıyorlar. Bu o zamanlar için bir kişinin kendisini çok zor geçindirebileceği bir rakam. Ama ortaya çıkan eserlere bakıyorsunuz, oradaki zarafet, incelik yani insan bakmaya doyamıyor. Oradaki tezhip sanatçısı esasen o insanlar. O desenler aynı zamanda çini ve seramikte de kullanılmış. Yaygın olarak halen kullanıyoruz o desenleri. Doğadan esinlenilerek yapılmış, o yumuşaklık, o zarafet, o renklerdeki fırça darbelerindeki incelik, hassasiyet o kadar zor ki. O kadar ince çalışmışlar. Bu iş ancak aşkla yapılır. Hakikaten karşılığında parasal olmak üzere bir şey de almamışlar” dedi.

TEK KAREDE İKİ DEHA

Cerrahi robotla yapılan dünyanın ilk çinisini ABD’ye Guthart’a hediye olarak gönderdiğini dile getiren Akbulut sözlerini şöyle sürdürdü: “İlham verici bir hayatı olan Gary Guthart’a dünyada cerrahi robotuyla yapılmış ilk çiniyi hediye ettik. Kutuda benim çiniyi yaptığım gün daVinci Xi önünde çekilmiş fotoğrafımla yaptığım 5 cm çapında bir çini deseni durdu. Desenin yanında İngilizce olarak kısaca ne yapıldığı anlatıldı. Yazının altında tek satır olarak ‘16. yüzyıl, Karamemi usulü lale desenidir’ diye yazıldı. O da bize bir fotoğrafla beraber teşekkür yazısı gönderdi. Böylece ABD’de de bu deseni tanıtmış olduk.”

Çini için ilk adım Fatih Sultan Mehmet’ten

“Aslında Osmanlı’da çalışmalar Babanakkaş ile başlıyor. 15-16. yüzyılda öğrenci olan Babanakkaş, Şahkulu ve Karamemi bir silsile esasen. İlginçtir ki Fatih Sultan Mehmet çiniyi kendi topraklarımızda geliştirelim diyerek ilk adımı atıyor. Çini normalde adı üzerinde Çin’den geliyor porselenler. Özellikle camilerde, saraylarda aynı zamanda eşyalarımız arasında da kullanalım istiyoruz. Böyle olunca İznik’te başlıyor. Orada içinde kuvartz olan bir çamur var. O çamurdan seramik yapmaya başlıyorlar ve oradan saraya çok yakın nakkaşlar oluşuyor.”

Fırçayla çalışmak ameliyattan zor

“Cerrahi robotta 3 tane 5 santimetre çapında klasik desenlerde çini yaptım. Boyaların hepsi geleneksel yöntemlerle hazırlanıp, Kütahya’dan geldi. Bir plaka için yaklaşık 3.5-4 saat uğraştım. Önce çiziyorsunuz, tahririni yapıyorsunuz ki fırçaya hakim olmanız gerekiyor. Fırçayla çalışmak ameliyat yapmaktan zor söyleyeyim. İncecik desenler var, çok küçük alanda çalışıyorsunuz ki bilerek en küçük plakayı tercih ettik. Detaylı çalışabilir miyiz görmek istedik. Bunun mümkün olduğunu da görmüş olduk. Klasik desenleri yad edelim ve dünyaya da bu robot aracılığıyla da geleneksel sanatımız tanınsın istedik. Dünyada bir ilk oldu.”

Hayatı sanat güzelleştiriyor

Hekimliğinin yanı sıra müzik ve resimle de ilgilenen iki kız çocuğu babası Akbulut, zaman yönetimine ilişkin şunları söyledi: “İnsan isterse her şeyi yapabilir. Bu bir tercih meselesi. Çocukları da mesela yönlendirebilirsiniz. Benim iki kızım var onlarla ortak hobilerimizin olması bizim hem beraber geçirdiğimiz vaktin kalitesini artırıyor hem de bir sanat ya da sporla uğraşmış oluyorlar. Çünkü kısa bir hayatımız var ve hayatı güzelleştiren en önemli şey sanat.”

Wd

Röportaj için tıklayınız.