Tıbbi vasiyet

yaşam sonu bakımı

Mayıs Ayı’nda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın düzenlediği Destek Evi Çalıştayı’nda alınan kararlardan biri tıbbi vasiyetin (living will, advance directive) kamu tarafından tartışılmasıydı. Bu tartışmanın açılmasında destek olan değerli gazeteci dostlarımıza ve olumlu ve olumsuz görüş bildiren değerli akademisyen, milletvekili, hukukçu, dernek yöneticisi, hekim ve vatandaşlarımıza teşekkür ederim.
Konunun hassasiyeti ve yanlış anlaşılmaya müsait olması nedeniyle bazı açıklamalar yapmam gerektiğini farkettim, çünkü bazı yorumlar konuyu yeterince iyi anlatamadığımız anlamına geliyordu.
Aşağıya belli başlı eleştiriler ve bu konudaki düşüncelerimi yazdım:

“BU BİR İNTİHARI KABUL BELGESİ…”
Hayatımızın başlangıç ve sonunda iki büyük şok yaşarız: doğum ve ölüm. Bu iki şoku ruhumuzun derinliklerinde hissetmeden, yaşamın muhteşemliğini anlamamız, kendimizle ve doğa ile barışık bir hayat sürmemiz mümkün değildir. Hepimiz ümitsizce ölümsüzlüğü ararız, ölmeyeceğimizi düşünürüz. Ancak kutsal kitapta da yazıldığı gibi “ bütün faniler ölümü tadacaktır “. Ölüm kaçınılmazdır. Bu belge, ecelin kaçınılmaz olduğu dönem geldiğinde, bedenimiz tamamen tükendiğinde, geri dönüşü olmayan bir yola girdiğimizde, bilincimiz kapandığında, hangi tedavilere izin verdiğimiz hangilerine vermediğimizi belgeler. Bir intihar değil, daha çok eceli zamanında ve kendi doğallığı içinde kabul etmekle ilgilidir.

“MALİYETLER AŞAĞI ÇEKİLMEK İSTENİYOR…”
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, herhangi bir vatandaşının sağlıklı alacağı bir nefes için bütün servetini harcamaya hazırdır. Buna muktedirdir. Her insan biriciktir ve özeldir. Yaşamı paha biçilemez.
Tıp sayesinde son yüzyıl içinde insan ömrü iki kat uzadı. Nüfus arttı. Aynı zamanda büyük şehirlerde yaşam da güçleşti ve ekonomik zorluklar sebebiyle herkes çalışmak zorundadır. Büyük aileler, çekirdek ailelere dönüştü. İnsanlar, bakımı güç, tamamen bağımlı ve bitkisel hayatta olan yakınlarına bakmak için işlerinden ayrılmak zorunda kalmaktadırlar. Çocuklarının eğitimleri yarıda kesilmektedir. Yaşadıkları yerden uzakta, bazen farklı bir şehirde büyük bir hastanenin yoğun bakımında günde belki 10 dakika hastalarını görebilmek için beklemektedirler. Evde bakmak zorunda oldukları hastaları nedeniyle geçim sıkıntısı çekebilmektedirler. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı evde bakılan hastaların yakınlarına belli koşullarda maaş vermekte, Valilikler ve Belediyeler çeşitli sosyal hizmetler hali hazırda sunulmaktadır.
Bu tür hastalar için evde bakımı kolaylaştıracak tıbbi destek sistemleri, özelleşmiş palyatif bakım üniteleri, destek evleri (hospis) yapılabilir. Hasta yakınları hastalarının son günlerinde, birlikte daha fazla zaman geçirebilmelidirler. Yeşillikler içinde huzurlu bir ortamda, dini inançlarına yada inançsızlıklarına uygun destek alabilirler, hukuksal yardım, yas süreci desteği verilebilir. Geçen sene Palyat-İzmir grubu olarak, İzmir’de beş adet palyatif bakım ünitesi açtık. Sağlık müdürlüğü çatısı altında bütün grupları bir araya getirerek, bu konuda bir eğitim ve bakım standartları protokolü hazırladık. Destek evlerinden ilkini İzmir’de yakın bir zamanda açmayı planlıyoruz. Kişiler, yaşam sonu bakımını sevdikleri ile birlikte tercihen yaşadıkları yerlerde, kendi evlerinde, buna rağmen aile başa çıkamıyorsa destek evlerinde almalıdır. Sosyal devlet, bu olanakları ve seçenekleri sağlamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir sosyal devlettir, buna gücü vardır ve bu konuda hazırlık yapmaktadır. Gelişmiş ülkelerdeki örneklerde olduğu gibi, belediyeler, devleti destekleyen gönüllü kuruluşlar, vakıflar, emekleri ile katkıda bulunan gönüllüler, dernekler, özel kuruluşlar bu konularda bir araya gelmeli ve çalışmalıdır.
Yoğun bakımlarda, ailenin ziyaretinin sınırlı olduğu hastane odalarında bu uzun süreci geçirmeyi herkes istemeyebilir. Bazı tedavileri aşırı ve gereksiz bulabilir, kabul yada reddedebilir. Bu durumda alternatifler üretmek, kişilere hür iradeleri ile karar vermelerini sağlamak ihtiyacı vardır.

“ KİMİN GERÇEKTEN ÖLMEKTE OLDUĞUNU BİLMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR”
Hekimlik sanatının belkide en güç ve uzun sürede öğrenilen kısmı hangi tedavinin faydasız olduğunu ayırt edebilmektir. Bir hekim, karmaşık vakalar ve yaşam ile ölüm arasında yoğun olarak bulunuyorsa, hekimlik sanatında olgunluk sürecine geçmişse, hangi hastaya faydasız tedavi vermekte olduğunu bilir. Kaldıki 40 yıldan fazla süredir Amerika ve Avrupa tecrübeleri vardır ve bu konuda derecelendirmelerin yapıldığı rehberler mevcuttur. Bununla birlikte, tıbbi vasiyet kavramında bir hasta ve insan hakkı olarak hekim karar verici değildir. Hekim yol gösterici ve destekleyicidir, Tıbbi vasiyet kavramı, hastanın kendi hastalığının tedavisi süreci ile ilgili hangi tedavileri isteyip hangilerini istemediği ile ilgilidir.

“ HASTANIN FİŞİNİ ÇEKECEKLER”
Tıbbi vasiyet aktif ötenazi değildir. Hekimler veya aileleri hastanın fişini çekmezler, zarar verecek ilaçlar kullanmazlar. Hastayı öldürmeye çalışmazlar. Aktif ötenazi başka bir tartışma konusudur. Modern tıp eğitimi hastanın yaşamına odaklanmıştır. Belkide önemli eksiklerinden biri yaşamın süresi kadar bir bütünlük içinde kalitesine de odaklanması gerektiğidir.

TIBBİ VASİYET NEDİR?
Hastanın kronik hastalığının tedavisinin her hangi bir aşamasında, yeterliliğini kaybettikten sonra kendisine nelerin yapılmasını istediği ya da istemediği ile ilgili sözlü, yazılı, hatta bazen tanıklı dilek bildirmesidir.
Yaşam sonu planlaması aşağıdakileri içermelidir:
• Bakımın amaçları neler olmalı( Nasıl bir tedavi, nereye kadar)
• Yaşamınızın son günlerini nerede geçirmek istersiniz? Hastanede, Palyatif bakım evinde, destek evinde, evde?
• Yaşamınızın son döneminde ne tür tedaviler almak yada almamak istersiniz?
• Ne tipde palyatif bakım ve destek evi bakımı almak istersiniz? (Beslenme, bakım, respiratuar, dini, psikolojik, hukuksal vb..)

Tıbbi vasiyet aşağıdakileri içermelidir:
Eğer ölüyorsanız yada kalıcı olarak bilinç kaybınız oluşmuş ise, tıbbi vasiyet hangi tedavileri istediğinizi belirtir. Tıbbi tedaviyi kabul yada reddedebilirsiniz. Aşağıdaki konularda direktifler verebilirsiniz:

• Suni solunum cihazı ve dializin kullanılması yada kullanılmaması
• Kalbiniz yada nefesiniz durduğunda yeniden canlandırma işleminin yapılması yada yapılmaması
• Tüp ile besleme yapılması yada yapılmaması
• Organ bağışı

“ ALLAHIN VERDİĞİ CANI SADECE ALLAH ALABİLİR”
Tebabet, doğal sürecin önüne çıkarak, ruhun tesliminde faydasız gecikmeye ve uzamaya neden olmamalıdır. Tıbbi vasiyet aslında bu süreci teminat altına almakta ve kişinin kendi iradesine bırakmaktadır.

“HASTASININ FİŞİNİN ÇEKİLMESİNE HANGİ ÇOCUK, ANA BABA KARAR VEREBİLİR, BU MÜMKÜN DEĞİL”
Elbette, kişinin yaşamı ve vücut bütünlüğü ile ilgili kararlara, bilinci yerindeyse kendisi dışında kimse karar veremez. Ne ailesi, ne ana babası, ne de hekimi. Tıbbi vasiyette kişi sağlıklı ve bilinci yerindeyken kendisi karar verir. Zaten bu sebeple bir insan hakkı, hasta hakkı olarak evrensel bildirgelerde kabul edilmiştir.

“DÜNYADA ÖRNEKLERİ VAR AMA BİZ DE UYGULANAMAZ “
Living will, advance directive, tıbbi vasiyet, ilk defa Amerika da 1967 yılında bir aktivist avukat tarafından ortaya atılmış ve 70 li yıllardan itibaren Amerika ve Avrupa ülkelerinde uygulanmaktadır. Amerika Birleşik devletlerinde sıradan insanların %45’i kendi tıbbi vasiyetlerini imzalamışlardır. Hekimlerin ve hasta yakınlarının, yaşamın sonuna gelmiş düzelme ümidi olmayan, bitkisel hayattaki hastalara yönelik aşırı ve faydasız tedavileri azaltmak konusunda yetkileri yoktur. Bu ıstırap verici süreci hasta yakınları ve hasta ile birlikte yaşamaktadırlar. Bu konu toplumun bütün kesimleri tarafından tartışılmalıdır. Kendi gelenek ve göreneklerimize, örf ve adetlerimize uygun bir çözüm yolu bulabiliriz. Ancak ne anlama geldiğini iyi anlayarak tartışmak gereklidir. Hassas bir konudur.

Hastalarım ve yakından tanıyan meslektaşlarım, kişisel olarak insan hayatının kutsallığına inandığımı ve hastalık ne kadar güç olursa olsun en ufak bir umut ışığı bile olsa sonuna kadar mücadele ettiğimi bilirler. Birlikte çalıştığım bütün meslektaşlarımın da davranış biçimi benim gibidir. İnsan hayatının kutsal olduğuna inanmaktayız. Sağlıklı bir yaşam kadar onurlu bir ölümde insan hakkıdır ve doğal süreci, eceli faydasız tedavilerle uzatarak, hastanın ıstırabını arttırmak da bizlere acı vermektedir. Bu süreç ile ilgili olarak hasta kendi yaşamının son dönemi tedavileri ile ilgili kararı kendisi vermelidir. Bunu bilinç durumu yerindeyken yapmalıdır.
Bütün bunlara rağmen, bilmeden üzdüğüm bir hastam yada hasta yakını mevcut ise özür dilerim. Kronik bir hastalık ile savaşmak ne kadar güç olursa olsun, mücadele iradesini asla bırakmasınlar. Bu belge, bu irade mevcut olduğu sürece, imzalansa bile ihtiyaç dışıdır.

Prof. Dr. Gökhan Akbulut

Living will, palyatif bakım ve destek evi lie ilgili bazı kaynaklar:

http://en.wikipedia.org/wiki/Advance_health_care_directive

http://www.mayoclinic.org/healthy-living/consumer-health/in-depth/living-wills/art-20046303

http://turkals.wordpress.com/category/belgesel/

https://mavilotus.org/yasli-bakimi/calistay-raporu/

https://mavilotus.org/yasli-bakimi/palyatif-bakimin-onkoloji-boyutu/

https://mavilotus.org/2014/05/04/727/

https://mavilotus.org/yogun-bakim/kronik-kritik-hasta/

https://mavilotus.org/yasli-bakimi/719-2/

http://onkder.org/text.php3?id=805

http://www.takd.org.tr/tibbi-vasiyet-hakkinda-turk-halkinda-farkindalik-olcme.html

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s